3 Nisan 2025 Perşembe

Dizi: Ergenlik

Bazıları "binge izleyip aynı günde bitirdim" yazmışlar ama biz ancak 10 günde bitirebildik :)) Elbette ergenlik öncesinde iki evlat sahibi olarak, etkilenmemek, endişelenmemek elde değil. Bu dizi bana System Crasher'i hatırlattı ama o çok daha iyiydi açıkcası. 

Fakat asıl, ben kafayı "tek çekim"e taktım! Yahu nasıl olur 1 saatlik bölümler hiç "cut" yapmadan tek seferde tek kamerayla çekilebilmiş!? Bu nasıl bir planlama ve oyunculuktur? Vallahi teknik bakmaktan (hele 2. bölümün sonunda kamera birden havalanıp uçtu ve sonra konup yine kesintisiz devam etti ya!) nasıl yaptılar bunu diye diye, diziye konsantre olamadım.. 

Bu tür tek sefer çekimler tabii insanı daha bir konunun içine çekiyor.. Genel anlamda çocuk oyuncunun özellikle 3. bölümdeki performansı da çok iyiydi, 1 saat kesintisiz ve doğaçlama rol yapmak, o yaş için bence büyük bir yetenek. Yapılan bir röportajda, çocuk oyuncu "ben aslında çok yorgundum ve esnedim ama karşımdaki oyuncu bana "seni sıkıyor muyum?" diye sorup, bizi sahneyi en baştan çekmek zorunda kalmaktan kurtardı!" diyor :)) Impro yani doğaçlama zaten çok severim, pek hoşuma gitti..

Fakat psikoloğa da, ne bileyim uyuz oldum: dan dan sorular, hiç gerçekçi değildi ama adli psikoloji çok zor bir alan ve çok farklı bir alan. Ben asla yapamazdım.. Öyle oğlan üstüme yürüyecek ve ben sakin kalacağım? Oyyy. Düşünürken bile gerildim. Gerdi beni bu dizi; hem anne, hem psikolog, hem de tek çekim tekniğinin ve kamera arkasındaki dâhinin meraklısı olarak...

Yönetmen Philip Barantini (pek sevimli bir dâhi.)

2 Nisan 2025 Çarşamba

Bayram da bitti

Bu sene, belki de yaşamımda ilk defa, ailem de dahil, kimsenin bayramını kutlamadım.. İçimden gelmedi çünkü büyük ağırlık var üzerimizde ve böyle bayram olmaz... Başkalarının hakkı yenerken, olmaz. İçimden gelmedi işte.

Tabii kutlayanlara cevap verdim, hatta mutlu oldum beni de hatırladıkları için. Zaten toplamda sanırım 3 kişiydi bunu yapan. İyi ki varlar..

Yani başkaları yaptığında içimi hoşlukla dolduran, mutlu ve müteşekkir kılan bir eylemi, kendim yapamadım, hakkım olarak göremedim. Böyle tuhaf bir ikilem.

Böyle çok ikilemlerim var aslında..... Kendimi ayrıksı hissettiren.

Bayram bittiği için mutluyum, itiraf edeyim, ben bayramları çocukluğumdan beri hiç sevmedim.. Hep bir hüzün duygusu eşlik eder bizim evde bayramlara, nedenini çocukken anlamadığım, huzursuz olduğum, büyüyünce de gayet iyi anlayıp, daha da huzursuz olduğum bir hüzün.. 

Evet. Bayram iyi ki bitti.

1 Nisan 2025 Salı

Nisaniçka

Marteniçka olur da, Nisaniçka neden olmasın? ;)

Kendimi hayatla oyalıyorum.. Dün gittim renk renk ipler aldım, dedim ki her ay birini yapayım, yanına da bir dilek tutayım, neden olmasın?

Bir de permütasyon kombinasyon sorusu sana; 6 farklı ip, aynı renkler yeniden bir araya gelmeden, beni kaç ay götürür bil bakalım? :)))

31 Mart 2025 Pazartesi

Pazartesi Masalı - 14

Mart ayında yazmaya ara verince, Pazartesi Masalı serime de 5 hafta ara vermiş oldum. 15. Masaldan itibaren düzenli devam edeceğim, fakat aradan geçen bu 5 haftada dinlediğim 5 masal arasında, beni en çok etkileyen masalı yazmak istiyorum önce.

11: Şehriye Çorbası

Haham Eli ölüm döşeğindedir ve başucundaki oğlu, ona "babacığım, sana hazırlamamı istediğin bir yemek var mı?" diye sorar. Eli düşünür ve yıllaaaar öncesinde, çok soğuk bir gecede, çok uzun bir yolun bitiminde kaldığı fakir bir handa yediği şehriye çorbasını asla unutamadığını, tüm bir hayattan geriye bir tat kalacaksa, onun bu şehriye çorbası olduğunu söyler. 

Eli'nin ölümünden sonra, oğlu babasının izinden bu hanı bulur ve sahibinden ona bu şehriye çorbasını yapmasını ister. O zaman kadın, yıllar önce hana gelen yolculara yaptığı fakir çorbayı hatırlar. Çorba neredeyse sudan ibaret olsa da, kadın Tanrıya çorbasının lezzetli olması ve gelen misafirlerin beğenmesi için dua etmiş, çorbayı sevecenlikle, misafirleri mutlu edebilmek umuduyla pişirmiştir..

Kıssadan hisse: Bazen karşımızdaki insanın dertlerine çözüm bulabilecek durumda değilizdir. Fakat orada olmamız, onu dinlememiz, yanında olmamız, ona verebileceğimiz en güzel armağandır. Çözüm bulmak zorunda değilsin, ama orada, yanında ol! 

Haftanın düşünce ödevi: Vücudumuzu yemeklerle besleriz, peki ya kalbini neyle besliyorsun?

28 Şubat 2025 Cuma

Birkaç kelebek meselesi

1,5 saatlik uykuylayım. Dünden fotoğraflarla bitirelim ayı ve sonra bana az müsaade. 




27 Şubat 2025 Perşembe

Küçük Hanım, belki de bey - 2

Tırtılımı hatırlıyor musun?

Burada hatırlatıcısı.

O yazıyı yazdıktan sonra, bırakamadım ben onu. Birkaç gün daha besleyeyim, belki başarırım tırtıldan kelebeğe ulaştırmayı diye düşündüm. O da sağolsun kırmadı beni, bol bol yedi, sonra da bir sabah bir de baktım, kocaman kahverengi bir pupa yapmış kendisine. 

Aslında itiraf edeyim pek umudum yoktu pupadan çıkacağına dair. Fakat aynen Prof.Google tarafından öngörüldüğü gibi, 21 gün sonra dün sabah, klasik sabah kontrolüm sırasında, 3 haftadır pupa gördüğüm yerde bir kelebek görünce, delirdim sevinçten. Sabah 6 falandı, hiç umursamadım tüm evi uyandırdım :)) 

Çocukların kahvaltılarını hazırlarken, ona da muz, elma kestim, daha geniş bir kaba aldım - belki uçma denemeleri yapacak çünkü - pamuklara ballı sular emdirdim ve kelebekçiği de içine koydum. İlk iki saat hiç kımıldamadı. Dönem dönem bakıyorum tabii bir çocuk heyecanıyla.. 

Bir de baktım sırt üstü düşmüş, aaa dedim öldü! Bunca çabadan sonra.. Yok, ölmemiş ama hiç enerjisi yok çünkü yemek yemeyi bilmiyor! Aldım elime muzun üzerine koydum. Kanatları titremeye başladı. Ah dedim ölüyor heralde.. Ama o an ağzından kocamaaaan bir dil çıktı ve dil iştahla muzun üzerinde dolanıp muzu emmeye başladı :)) Tamam dedim kurtardık.

Fakat önümüzde yeni bir sınav var. Hava dışarıda buz gibi ve yağışlı. Dışarıya salamam. Evde de kalamaz. Sıcak ve bitkili bir ortam nerede var, hah, Botanik Bahçesi! Üstelik orada bir odada tropik kelebekler sergisi de var. Randevulu giriliyor, internetten baktım yarın sabah 9'a yer var, valla 7 euro da bilet parasını bayıldım.. Analııııık. Yavrumu şimdi gizlice yanımda botanik parkına sokacağım ve kameralara yakalanmadan onu diğer kelebeklerin arasına salacağım... Oyyy çok stresli ve büyük ihtimalle de illegal :))

Sabah çocukları okula bıraktıktan sonra, aldım kelebeğimi, gittim Botanik Parkına. Girdim sergiye, gizli bir köşede, gizlice saldım kelebeğimi. Biraz da oturdum izledim, nasıl güzel kelebekler vardı... Çocuğum, yazık, çelimsiz, kara kuru kaldı aralarında ama belki bulur kendine göre bir eş.... Bulamasa da, keyfince geçirir kalan ömrünü sıcacık ve dostlar arasında.

Yarın sana diğer kelebekleri göstereceğim. Bugünlük benim kara, kuru, vasıfsız evladımın mürvetini görelim.. Yarın "elalem ne çocuklar yapıyor"a geçeriz :)))

26 Şubat 2025 Çarşamba

Oyalamaca gülmece

Koşturuyorum :) Ama çok güzel bir koşturma!

Yarın anlatacağım söz.. "İşlem tamam" olunca ;) Şimdilik "arkası yarın..."

Heyecandan aklıma yazacak başka hiçbir şey gelmedi. Ufacık bir gülmeceyle oyalayayım seni bugünlük, yarın affedeceksin ama bak, eminim ;)

Oğlum sınav kağıdına Pyotr Ilyich Tschaikovsky yazmaya çalışmış garibim :)))))
2. sınıf.. Yine iyi bile yazmış gariban.
46 yaşımdayım, iki defa bakmam gerekti doğru yazılışına :P

25 Şubat 2025 Salı

Aziz

Dünkü ödevi yaptın mı? Belki de daha önümüzdeki günlerde yapacaksın.. Yap derim, bu kitaptaki en sevdiğim ödevlerden biri olmuştu ilk sefer yaptığımda da..

O sefer gün boyu "aziz" aradım durdum. Yollarda insanların yüzüne dikkatli dikkatli baktım, bir gülümseme, bir iç huzur aradım. Konuştuğum insanlarla yumuşak yumuşak konuşup, belki içlerinde gizli kalmış azizi açığa çıkartmalarını bekledim. Trafikte yol verdim, kapılar açtım, belki aziz bizim evdedir diye, çocuklara daha bir dikkatli, özenli yaklaştım ama ı-ıh, karşıma bir tane bile "ah işte aranılan aziz!" diyeceğim insan çıkmadı. Sonra düşündüm; iki sonuç buldum.

1. Hiçbir insan aslında aziz değil, aynen "kötü / şeytan" da olmadığı gibi. Hepimizin içinde azizlikler de var, karanlık sırlar ve kuyular da.

2. Aslında gün boyu aziz ararken, ben kendim aziz gibi davrandığımı, hiç olmadığım kadar kibar, diğerkâm olduğumu fark ettim. Aziz meğerse benmişim :)

bazen de şeytan :))

24 Şubat 2025 Pazartesi

Pazartesi Masalı - 9

Bu haftaki masalımız, geçen haftakinden daha anlamlı ;) 

9: O bir azizdir!

Eski ve unutulmaya yüz tutmuş bir manastırın baş rahibi, ne yapsam da bu işlevini kaybetmiş cemaati yeniden tanrıya bağlasam derken, bir gün, uzun zamandır çalınmayan kapısı çalınır ve ak saçlı bir dede “bu manastırda bir aziz yaşadığını duydum ve aranızda bir süre yaşamak istedim” diye manastıra dahil olur.

Rahipler “kim acaba aramızdaki aziz?” diye düşünmeye ve birbirlerinin iyi huylarını öne çıkartarak, birbirlerini aziz olarak görmeye başlarlar. 

Bir süre sonra, herkes üzerine atfedilen “bu adam bir aziz” cümlesinin hakkını verebilmek için gerçekten özen göstermeye, dolayısıyla aziz gibi davranmaya başlar ve görürler ki, manastır gerçekten bir aziz yuvası olmuş.

Kıssadan hisse: İnsanların iyi huylarını öne çıkartır ve dile getirirsen, onları gerçekten iyi biri olmaya koşullarsın (tersi de geçerli elbette, buna modern dilde manipülasyon diyoruz). Aynı zamanda da, sen aksilikleri ya da kötü insanları değil, iyileri arayan gözlerle bakınca, dünyanın da daha iyi bir yer olduğunu göreceksin..

Günün ödevi: Bugün çevrene daha farklı bir gözle bak. Çevrende bir aziz göreceksin bugün! Buna inanırsan, karşına çıkacak o aziz.. Bak bakalım nereden çıkacak o aziz ve bak bakalım, günün sonunda sen nasıl hissedeceksin? 

Ne iziydi acaba, bilmem 
ama bildiğim, bu bir 🤍

23 Şubat 2025 Pazar

Eco

“İnsan aldatıldığını anlarsa, yapabileceği en iyi şey, seyirciyle birlikte gülmektir.” diyor Umberto Eco, Prag Mezarlığı’nda.

Ne diyorsun buna? Ya da hiç yapabildin mi, diye de sorulabilir.. 

İlk tepkim her zaman öfke olsa da, bir süre sonra, gülüp geçebilmenin daha olgun bir davranış olduğunu düşünüyorum, fakat çok yüksek düzeyde bir otokontrol ve olgunluk, görmüş geçirmişlik gerekiyor.

Bir de sosyal politika konusu bunun dışında tabii….