özledim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özledim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2025 Perşembe

Denize Bakan Ev'den Mektup..

Mektup olmasa da, whatsapp mesajı ve muhteşem fotoğraflar.. 


Teşekkür ederim babacığım..

Bu mevsimi de bir başka güzeldir benim küçük yazı mabedimin....

30 Ağustos 2025 Cumartesi

Görmek hissi üzerine

Fotoğraf perşembe gecesinden. 

İnceciiiik bir de yeninay vardı ama telefonumun kamerası mümkün değil, görmedi. Zaten çektiğimiz hiçbir fotoğraf, çıplak gözle gördüklerimizi gösteremiyor.. Günün birinde eminim teknoloji bunu da başaracak ama içinde bulunduğumuz bu yukarıdaki gibi anlar, zaten sadece gözün algıladığından da ibaret değil; işin içine tene vuran tuzlu ve ılık rüzgâr, burna gelen kekremsi iğde ve ılgın kokusu, kulakları dolduran dalga sesi ve en önemlisi de o ânı özel yapan duygular bütünü…

Yıllarca bu kocaman terasın bu minicik köşesinde ananemle oturup denizi izledik, tatlı tatlı sohbet ettik, birlikte sustuk.. 

Şimdi bugün, tam 12 senedir, ben, tek başıma susuyorum…

Evet dostlarla oturup sohbetler etmek de çok güzel, ama şu ânın yalnızlığı, hüznü, şükrü, bambaşka…

Huzur içinde uyu ananem…….

Aynı köşenin, bu sabah gündoğmadan 
dakikalar önceki hâli..

17 Mayıs 2025 Cumartesi

Antony….. :,(

Ben hâlâ...... 

Dönem dönem "Parts Unknown"u izliyorum. Hem ülkeleri elbette ama hem de Antony'yi... Bazılarında çok neşeli ve "içinde".. Bazılarında yorgun, bıkkın, odaklanamıyor, içi yenip posası bırakılmış egzotik bir meyve gibi.. Ama her seferinde özlüyorum ve her seferinde keşke diyorum... Keşke bu kadar erken vaz geçmeseydimn Antony diyesim de geliyor ama belki de geç bile kaldı, yıllardır uzatmaları oynadı durdu.. 

Özgeçmişini de okudum, zor bir hayat..... Bize "şahane bir hayat" gibi görünüyor dışarıdan, dünyanın ne çok ülkesini gezdi (Afrika hariç diyesim geldi, uydu da sanki buraya..) yedi içti doğru soruları sordu cevapları bazen aldı bazen alamadı, sanki hepimizinkinden bir ton daha koyu yaşadı.. Belki de yetti.. Belki de "hepsi aynı.."ya geldi ve anlamını yitirdi, belki de gerçekten 1 kişi olsa değişirdi, belki de değişmezdi..

Fakat şu gerçek. Videoların tamamının altındaki yorumlara bakarsan, onun kadar çok özlenen bir "ünlü" daha yok, sanırım...... 

9 Nisan 2025 Çarşamba

Aussie

Dün, tam 14 senedir görmediğim bir arkadaşımla buluştum. Avustralya'ya eş zamanlı taşındığımız, iki yıl sonra bizim Avrupa'ya dönme kararı almamızdan sonra da bir daha görüşmediğimiz bir arkadaşımla. Yanında 12 ve 9 yaşında iki çocuğuyla dört günlüğüne şehrime gelince, görüşmek farz oldu. Aslında ilk başta istemedim çünkü bana Avustralya'dan buraya gelişimin aslında büyük hata olduğunu gösterme riski vardı... Bununla yüzleşmek istemiyorum çünkü hayatta aldığım tüm kararların - doğru ya da yanlış - arkasında durmak gibi takıntılı bir huyum var. Ama "buraya gelmek" arkasında dimdik duramadığım bir kararım, biliyorsun.... Öyle ya da böyle, zaten artık çok geç.

Yine de tahmin ettiğim gibi olmadı. Yıllar hem "değiştirmiş" hem de "aynı" bırakmış bizi... Çocukları da çok sevimliydi, güzel vakit geçirdim...

Aussie-land.. 

Ne kadar geride artık.....


Arkadaşım Manuel ile mezarlıkta piknik yaptığımız gün.. Mezar taşları üzerindeki kangurular, çiçekler.. Örtülerini sermiş, birşeyler yiyip içen canlı, hayat dolu, neşeli insanlar.. Ne güzel bir gündü.. 

30 Ağustos 2024 Cuma

11 sene geçmemiş gibi

Saat 6.51. Birazdan kalkacağım. Elimi yüzümü yıkayıp, duşumu alıp, güzel elbisemi giyip, beyaz tülbentimi ve yasin’imi alıp, sanki 11 sene geçmemiş gibi, sanki herşey normalmiş gibi, sanki sabah kahvesine gidiyormuş gibi, mezarına gideceğim.

Tüm bu olan biten doğalmış gibi davranacağım.

Tam 11 sene geçmemiş gibi.

Düğünümde verdiğin, aslında ailemde benden ve senden önceki tüm kadınların içinden geldiği kültürün de simgesi olan, aşırı sevdiğim ve maddiyattan çok öte bir maneviyat ile değerli bulduğum, düşer kaybolur korkusuyla bir defa bile takamadığım, kıyamadığım, pırlanta ve yakutlarla işli kolyemi, ne zaman takacağım ben ananem? Yaşayabileceğim tek yaşamı yaşadığımı ne zaman algılayacağım?

21 Ağustos 2024 Çarşamba

Adını koyalım

Sevdiğin insanlar evden ayrılınca ve sen geride kalınca duyduğun o ıssızlık, sessizlik, yalnızlık içeren buruk hissin bir adı olmalı…. neden yok?

12 Ağustos 2024 Pazartesi

Eskide kalmak

Bıgün kuzenimle konuşurken ortak bir tanıdığımız için “eskileri çok düşünüyor, eskiye çok bağlı” ifadesini kullandı. Eskide kalmak lafının şefkatlisi sanırım..

Ben de çok eskiye bağlıyım ya…. Onu fark ettim. 

Inside Out’taki “nostalji nine” bende de çok baskın :)

Bugün beni bahçeyi sularken gören karşı komşu “şu bahçeye senede bir geliyorsun ama sen ne güzel bakıyorsun..” dedi. Ona “bana bu bahçe baktı, büyüttü, şimdi ben ona bakıyorum” dedim.. O gidince içime bir sızı saplandı; budama diye her sene mahvediyorlar bahçemi ve bu sene dedemin diktiği güllerin tamamıyla sardunyaların biri hariç tamamı, babamın sevdiği gülhatmilerle benim deli olduğum akşam sefalarının tamamını sökmüş yoketmiş biri.. Bir ılgın kaldı köşede dedemden ve ananemden ve çocukluğumdan….. Bir o ılgın, o da birkaç seneye kesilir yokedilir…..

Yerine yenileri diyorlar ama açık söyleyeyim yeni hiçbir şeye bağlanamıyor, sürekli eskileri özlüyorum. 

Kuzenimin dediği gibi, eski haliyle hatırlamak, üzerine yeninin binip eskiyi silmemesi için belki de birdaha hiç gelmemek en doğrusu….. Bilmiyorum.

(Uzun ve kişisel yazıları birkaç gün içinde siliyorum, biliyorum kızıyorsun bu huyuma, ama ne bileyim bu gece bir duygusalım nedense.. Özlüyorum falan… Artık olmayan herşeyi ve herkesi…..)

Ananemin her sabah köedeki tahta bankta oturduğu, tatlı tatlı söyleştiğimiz günler… Ah neredesiniz…
😢

3 Temmuz 2024 Çarşamba

Bura.

Buraya sadece çok sevdiğim insanları getiriyorum, özel insanlarla gidiyorum. Benim nevi şahsıma münhasır, özel kaçış rotalarımdan biri bura. Bir Rum köyü..

kadraj eğik ama, sizi böyle de seviyorum :)

Dün akşam bu özel insanlardan ikisi, bu fotoğrafları 'bak neredeyiz' diye yollamış....

Bana özlemin resmini yapabilir misin Abidin?

.

Hamiş. ara sıra bana fotoğraf yolluyorsunuz, içimizden birkaç çok özel insan, teşekkür ederim sizlere..... Bazen farkında olmadan bir fotoğrafla günümün enerjisini değiştiriveriyorsunuz....

23 Haziran 2024 Pazar

Çok Fransız, çok Momentos bir sabah

Sürekli aklımda ve kalbimde olup bir türlü aramaya fırsat bulamadığım, Pazar günleri radyosu ve müziğiyle hepimizi mutlu eden, bir yaz molası verip daha ilk haftadan kendini özleten güzel kadın Momentos’a atfen.. Tam da onun renkleri, zarifliği, kokusu, tadı, sesleri, hisleri değil mi sanki…..?



1 Haziran 2024 Cumartesi

Asıl şimdi

Bugün, hastalık ve ameliyat nedeniyle bu sene normalden bir ay kadar geciktirdiğim bahar temizliğine giriştim. Benim bahar temizliğim efsanedir; ev iner ve yarı yarıya sadeleşmiş ve ferahlamış şekilde terrrtemiz geri kalkar. 

Düğünümüze dair anıları koyduğum bir kutu vardı. Geçmiş üstünden 14 sene, atayım gitsin dedim. Ama atmadan bir de bakayım ne koymuşum.. Büyük kısmını attım ama deniz kabukları ve tülden kendim yaptığım gelin tacım, yine kendi yaptığım nazar boncuklu bademlerden bir tanesi, kartlar ve sevdiklerimin yazdığı kısacık notları atmadım. 

Bu notlardan birisi canım ananeme ait. Evlilik birbirini hoş görmek, sevgi ve saygıdır kızım yazmış.. Birkaç da güzel temenni. Ufacık bir not, elyazısıyla.. Kokladım, öptüm, biraz ağladım ve dedim ki: “ah ananem, asıl şimdi ihtiyacım var söyleyeceklerine….”

Öyle bir özlemek ki; ölmüş birini değil, gittiği yerden dönmesini beklediğin birini özlemek gibi..


Bu da gelin tacımdı bak.. 
Fiji’de çıplak ayakla evlenmiş gelinin efil efil uçuşan tacı :)

29 Ocak 2024 Pazartesi

Rakı sofrası

Alkolle çok aram yok, rakı hayatımda 1 defa içtim, balık yemeyi de geçen sene bıraktım ama bugün şöyle bir masa özlemi içindeyim nedense;

"Mezeler, içkiler, ara sıcaklar, balıklar, ülkenin geleceğine dair endişeler...." :)) Mahir Ünsal Eriş, Gaip.

Meze dünyanın en güzel beslenme şekli değil mi ama?! Sanırım ben hayatımı ölene dek aynı vejeteryan meze ve meyve tabaklarıyla geçirebilirim... Usanmam. 

Ama sanırım mezede ve meyvede sevdiğim şey, ufak ufak lokmalarla yenmesi, yavaş yenmesi, sohbet ede ede yenmesi, yani kısacası "sosyal" yenmesi.... Sanırım yemek benim için öncelikli olarak sosyal, sonra bedensel bir ihtiyaç... Tuhaf.

Bu sofradan benim en çok sevdiklerim / hani yapıp da davet etmek istersen ;))

Ispanak borani (sırrı: azıcık kişniş)

Kerevizli ege ezme (sırrı: azıcık yeşil elma ve limon)

Pancar ezme (sırrı: dereotu ve toz ceviz içi)

Haydari (sırrı: nanenin yanına azıcık da fesleğen)

15 Ocak 2024 Pazartesi

Yazı özleme hakkı

Bu sabah uyandığımda "15 Ocak'tan 20 Şubat'a dek, yılın en korkunç ayı başladı işte" diye düşündüm.. Kışı hiç sevmiyorum, hiç... Kış da beni sevmiyor işte, bunu kabul edelim, rahatlayalım. Yoksa neden bunca zorlaması...?

-5 derecelik bu öğle sonrasında, yazı özleme hakkım olmalı, değil mi?



5 Kasım 2023 Pazar

Nil-gün

Dün 3,5 saatlik bir seans yaptık süpervizörümle ve sadece "ben ben ben"e odaklanmayan, nefis bir fındık aromalı kahve arasıyla güzelleşen, sanattan edebiyattan yeni psikoterapi modalarından, kadın olmaktan, yaşlanmaktan, yenidoğanlardan ve bir şekilde Nilgün Marmara'dan - ki şiiri kolayca her dile çevrilebilen evrensel acılarla yoğurulmuş bir kadındır bence o. 

"Eskiden olsa dokuz köyü ateşe vereceğin şeylere, zamanla kibrit bile yakmıyorsun. Tahammül etmeyi ve şaşırmamayı öğreniyorsun. Artık hiçbir şeye şaşırmadığını fark ettiğin gün, büyüdüğünü de fark etmiş oluyorsun aslında."sı hep aklımın bir köşelerindedir, aslında'dan sonrası var gibi gelir bana. Şöyle bir şeymiş de, söyleyememiş, sözün diğer yarısını bulamadığı için / söylemediği için acı çekmiş ve usulca kayıp gitmiş gibi gelir bana Nilgün.

"..oluyorsun. Aslında, belki de en doğrusu hiç büyümemek; her şeye aynı taze şaşkınlıkla yaklaşmayı, asla tahammül etmeyip baş kaldırmayı başarabilmek bu hayatta.." 

Ama ben kiiiim, koca Nilgün Marmara'yı düzeltmeye kalkışmak kim... Sadece özlemek işte, çok erken gidişleri. 

29 Ekim 2023 Pazar

Anlamı korumak

Diyorlar ki.. Zaten kavramların da içini boşalttılar..

Doğru olabilir ama bu bizim "hatırladıklarımız"ı yok etmeye yetmez.. Yüzbinlerin birleşip ortak bir amaç için, vatanlarını korumak için yaptıklarını meselâ, unutmak, onların sayesinde edindiğimiz özgürlükler için, tüm o insanlara, harcanan hayatlara müteşekkir olmamak mümkün mü?

O nedenle, hatırladığımız kadar, hatıralarımız kadar insan olduğumuz için; Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun.. Bir gün yine hep birlikte, yine "biz" olarak da kutlayabilmek umuduyla...


Fotoğraflar: Annemle babam sitede bayramı kutlarken.. 

4 Ekim 2023 Çarşamba

Pepeçura tarifi ve bazı domestik özlemler

Annemle babam bu haftasonu bahçelerinde üzüm hasadı yapmışlar. Garajın üstünü sarmaşık gibi saran, yazın gölgelik veren, sonbaharda kilolarca meyve veren ve Pepeçura yapımına da uygun, kara, kokulu, şahane bir üzümleri var. Küçük Joe'm da bu üzümü çok sever, Ada'daki çocukluğunu hatırlar.. 

Bu sene bana denk gelmedi ama fotoğrafları ve tarifi seninle de paylaşayım istedim.

O kokulu kara üzümün bir kilosuna 6 bardak su, 1 bardak şeker katıp (şekersiz de yapabilirsin, hafif kekremsi daha bile güzel oluyor bence) üzümler yumuşayana dek kaynatıyorsun. Sonra süzgeçten geçiriyor, içine yarım çay bardağı nişasta, yarım çay bardağı mısır unu katıyorsun. Biraz daha pişiriyor sonra kâselere alıyor, soğutuyorsun. Enfes bir şey oluyor. 


Sanatçı (annem) eseriyle bir örnek renklerdeki elbisesiyle :))

Yaparsan benim için de ye. Eline sağlık.. Afiyet olsun..

2 Ekim 2023 Pazartesi

Yağmura bulanmış bir yaz

- küçük harfle - küçük İskender; bir şairden çok fazlasıydı. Kelime arkeoloğuydu. Sözcük cambazıydı. Hızlıcevap uzmanıydı. Lafı gediğine koyucuydu. Uzun süreli bellek madencisiydi. Büyüse bir Can Yücel bir de Bukowski kulağı arasından geçip yükselerek bir "tek-boynuz" olacaktı. Hiç büyümedi ama çok da büyüktü.. Dilemmaların çocuğuydu. 

İki defa karşılaştım. Biri kitap fuarında, adımın altına anlık yazıverdiği muzip ve müstehçen satırlara imzasını atarken. Diğeri birkaç yıl sonra, oldukça sıkıcı bir kutlama yemeğinde şans eseri yanıma oturunca. küçük İskender'le büyük büyük konuşmalar.. 

Ne doğum günü, ne ölüm günü. Sıradan bir gün bugün ama..

Özledim işte olm..! 

İnsan en çok böyle sıradan günlerde özlemiyor mu, hem?

Günlerdir durup durup yeniden başlayan, yapışkan, inatçı bir yağmur yağıyor. Bilimciler El Nino diyorlar ama ben şairlerin, özellikle de küçük İskender'in ağzına bakıyorum. O bu yaza "her şeye rağmen, yağmura bulanmış, güzel bir yazdı" diyor.... Yıllar öncesinden, bu yaz için diyor. 

Dünya kendini hep tekerrür ediyor.

.

.. seni birkaç saniye düşünürsem;
sessem, sersem bir heceysem eğer
seni bir kelime edersem diye korktum
seni kötü bir cümlede kullanırsam
adını söylerken takılırsam, yanlış telaffuz edersem
böyle bir günah işlersem
tanrı affeder diye korktum.

Hamiş. Haziran'da yazmış ama yayınlamamışım. Yağmurlu dedin diye, zamanıdır dedim..

30 Ağustos 2023 Çarşamba

Hüznün tadı, kokusu

10 sene oldu bugün. 

Hüznün kokusu tarçın, tadı ise hafif kekremsi ceviz, tereyağı, şeker ve sütle yoğurulmuş irmik midir?

Hayır geçmiyor. Bazı şeyler zamanla geçmiyor. Sevdiğin biriyse, unutulmuyor. Ufacık anlar kalıyor ondan geriye. Koku, tad, his, ses ve görüntüler, bu beş duyuya ait hatıralar, hiç tahmin etmediğin, yaşarken son derece sıradan sanılan anlar kalıyor ve ufacık hatırlatıcılar olarak seninle birlikte yaşamaya devam ediyor.. Hem çok ağır, hem de çok güzel değil mi bu?

23 Ağustos 2023 Çarşamba

Hayatımın en güzel cenazesi

Sabah simit almaya çıkınca, önünden geçerken, sordu F. gülerek: “kesin bu evi de tanıyorsundur”.

Bak dikkat edersen dünkü taşlardan yine.. Yani cevap belli.

Tanımam mı? Hayatımın ennn güzel cenazesine bu evde katıldım. Ananem bırakacak yer olmayınca beni de yanına almıştı, mevlüde. 4 yaşındaydım, koca bir külah akide şekeri tutuşturdular elime. Hani şu üçgen kağıt külahlarda verilen içi fındıklı kehribar rengi şekerlerden. Bir de ananeler dua okurken, biz çocuklar öyle bir saklambaç oynamıştık ki, neşemizi bugün bile hatırlıyorum. Ölüm vs. Çocukluk işte..

Hey gidi geçmiş zaman. Tam 40 sene önce bugündü belki de.. 40 sene. Rahmetlinin kemikleri bile kalmamıştır ama hatırası dün gibi berrak.. Ev de aynı duruyor işte; içinde bambaşka ve artık yabancı hayatlarla da olsa..

4 Ağustos 2023 Cuma

Şair Leylâ Sokak 40 Numara

Sabah karşı komşum telefonuma mesaj atmış:

"R.... sokağı 14 numara'dan, R...... sokağı 18 numara'ya sevgiler!"

:) 

Yabancı bir ülkede yabancı insanlarla yaşamanın bir kötü tarafı vardır; senin diline ve kültürüne özgü nüansları anlamamaları. Misal Sezen dinleyemezsin sulu gözlerle, çay bardaklarının yıllar içinde ihtiyaçlar ve zevkler doğrultusunda geçirdiği evrimi anlatamayacağından, Ajda Dudağı, Sibel Can kalçası gibi tabirlere birlikte gülemezsin. Şimdi ben de "şair Leylâ sokak 40 numarada yaşıyorum, kime sorsan söyler, sol taraftaki eski ev.." diye mırıl mırıl mırıldanırken işte, bir parça, az bir parça, yalnız hissediyorum.... 

Bu da "Evropa" hakkında ilginç bir bilgi :)

8 Ocak 2023 Pazar

Eski bahçe

"Yazamıyorum. Bir araya getirdiğim harfler beni anlatmaktan uzak."

Nisan, 2020.

Çağdaşı ve çok sevdiğim bazı diğer kadın yazarların aksine, Tezer tam çağının kadını gibi gelmiştir bana hep. Saçları, bakışları, varoluşsal sıkıntılarıyla 68-75 Tezer'dir.. Tezer 80'lerin ortalarına dek yaşamış olsa da, seksenlere ait değildir ve en güzel eserlerini de seksenler öncesinde vermiştir. Bunlar elbette hep bence..

Çünkü onun dediği gibi, ben de: Okuduğum her şeyden, aynı şeyi anlıyorum.

Sanki kanser değil de seksenler öldürmüştür Tezer'i. Seksenlerden itibaren toplumca yaşadığımız değişim. Biraz kırgınlık, az fazla öfke, bol başkaldırı ve cürettir Tezer. Yakın dostu Leylâ Erbil’in muhteşem tanımıyla: taşkın duyarlılık..

İnsanların yaşlısına Fosil demeyi de ilk Tezer bulmuştur, bilir misin? Çoğunluk bilmez. 

Tezer'i okumaktan da, onu yazmaktan da vaz geçemeyeceğim... Bugün bitirdiğim "Eski Bahçe ve Eski Sevgi"den, üzerinden 40 sene geçse de, bugün, memlekete her geldiğimde, bir kültürden diğerine geçişe alışmaya çalıştığım o ilk günlerde benim de çok fazla hissettiğim, son bir alıntı:

"Çevremde, çocukluğumun geçtiği kentlerde, insanlarda bir tatsızlık var. Bir anlamsızlık.."