şükrettim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şükrettim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2025 Salı

Şükür

Bugün, Ağustos'tan beri ilk defa, başparmağımın tırnağını normal insanlar nasıl kesiyorsa öyle kestim! Basit bir tırnak kırığı deyip de geçmemek lazımmış; tam 3 ay sürdü ve süründürdü.. Ama bitti çok şükür.

İnsan bu kadar basit bir dikkatsizlik sonucu yaşanan "aksaklığın" bile sonuçlarına aylarca katlanmak zorunda kalıyorsa, hayatta başımıza gelen bazı şeylerin bizi yıllarca oyalaması, hayatımızı bir noktadan kırıp bizi hiç beklemediğimiz bir başka noktaya savurması, çaresizler yaşatması ve "ah şimdiki aklım olsaydı.."larla perişan etmesi, çok normal, çok insanca bir durum değil mi?

Bugün küçücük bir derdin sonuna geldim ve hayatın "olduğu gibi devam ettiği"ne dair ilk işareti şükürle yakaladım. Müteşekkirim bu farkındalık için ve darısı hayatta beni duraklatan diğer aksaklıkların başına diyorum.....

19 Ekim 2025 Pazar

SoMbaharın Tonu

Bugün; bizim efsanevi banyo penceresinden (2 metreye 1,5 metrelik bir banyo pencerem var, neden dersen, sanırım tam bu nedenle!) her gün gördüğüm manzaradaki şu renge hayran oldum. 

Dün böyle değildi.. Yarın da bambaşka bir renk olacak. Ama tam bugün ve tam bu ışıkla yakalamak, hakikaten muhteşem bir hediye oldu..

Bahçedeki diğer ağaçlar henüz yeşilken, onun böyle kıpkızıl saçlarını savura savura aradan parlaması.. Ne bileyim; aşk bu değilse, nedir?

Hele bir de Dvorjak’ın Opus 22 numaralı seranadı eşlik ediyorsa bu manzaraya….. 

Ekim ayı, sende de Dvorjak dinleme isteğini alevlendirmiyor mu??? 

2 Eylül 2025 Salı

Dostluklar üzerine

Bu sene - itiraf edeyim - biraz içime dönme ihtiyacı içindeyim. Bir tür koza örüyorum sanki, en yakınlarım bile dışında kalıyor bazen. 

14 aylık psikanalizden sonra, yalnızlığımla barıştım ve aynen çocukluğumdaki gibi sevmeye başladım onu. Hâl böyle olunca da biraz asosyalleştim. Fakat genel anlamda davetlere evet diyen, bir yere çağırıldığında giden, görüştüğü insanlarla hakikaten içten ve samimi olan düz bir yapım var; o dengeliyor biraz.. Ama karşı taraftan da talep yoksa, ben de kendi içime dönüğüm bu sene. İyi ya da kötü demeden; durumum bu..

Fakat şunu gördüm; insanlar - beni gerçekten seven, özleyen, düşünenler - mutlaka arıyor, mutlaka soruyor ve kozama rağmen, içime nüfuz ediyorlar. Ve bu insanlar benim asıl yoldaşlarım işte; hayat yoluna onlarla devam….

Türkiye’ye geldim geleli, sıcağa, mesafeye, ekonomik krize rağmen “dur ben geliyorum o zaman” diyerek, bana özel zaman ayıran, şartlar hiç uymuyorsa da en azından arayıp, telefonla saatlerce çaç çan çene yapan tüm dostlara müteşekkirim.. Siz varken benim sırtım yere gelmez :)

Foto-Hamiş. Şule dedi ki; insan sevdiğini korumak / kollamak istediğinde ona atkı örer, şal ya da omuzları saracak paşmilalar hediye edermiş! Bu yaz inanılmaz şekilde 3 tane yeni paşmilam oldu…… Almanya’da hepsini sizi hatırlayarak kullanacağım.. Korumalı kollanmalı olduğumu da bileceğim.. Seviyorum sizi!

Hoşça kalın dostlarım! Seneye görüşmek üzere 👋 

25 Ağustos 2025 Pazartesi

Rutin dışı - 1

Yaşasın Neslihan ve tüm katılan dostlar.

Rutin, benim göbek adım. Maalesef. Eskiden böyle değildim, yavaş yavaş ısınan suda fark etmeden haşlanan kurbağa misali, fark etmeden bu hale geldim. Bazen artık çok geç kalmışım, o kaynayan sudan asla çıkamayacakmışım gibi hissediyorum.

Bazense…. bu deniz.


Bugün, bir sene aradan sonra (bknz. Akdenizi denizden saymayanlar) denizime kavuştum. 

Bir zamanlar burada, bitmek bilmeyen 3 aylık rutin yaz tatillerinde ölesiye sıkılırken, şimdi senede bir, bilemedin iki haftalık rutin dışı yaz molalarında ölesiye huzurla doluyorum. Rutinin anlamı nasıl da değişebiliyormuş..

Ah sevgili 15 yaşım; “hayatımın en mutlu ânıymış.. bilmiyordum. Bilseydim bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi?” - Masumiyet Müzesi. Orhan Pamuk.

1 Ağustos 2025 Cuma

Ferahlık

Ferahlık için ekliyorum.. Tam şu an.

Zira sen oralarda yanarken, ben buralarda tek başıma keyfini tam süremiyorum..


22 Ocak 2025 Çarşamba

Dört mevsim

Dün gece, ailemle ve bizim gibi yetmiş kişiyle birlikte, St. Marko kilisesinde, yerlere atılmış lazyboy’lara kimimiz yatarak, kimimiz oturarak, Vivaldi’nin Dört Mevsim’ini, ışık gösterisi eşliğinde, izledik ve dinledik. 

Buralardaysan, kaçırma. Tanrının bir evinde, bu sefer de bir başka tür dua etmek gibiydi.. 

Telefon gözün ve kulağın algısına yaklaşamasa da, ufak bir kuple buraya:

Ah bu renkler..

Eserin en sevdiğim bölümü de iyiydi

Bizim ibadethanelerde de böyle yanyana yattığımızı ve ne bileyim sanat müziği falan dinleyerek de ibadet edilebildiğini görmek için, daha kaç dört mevsim geçmesi gerekecek acaba?

18 Ocak 2025 Cumartesi

Mutluluk ve özlemle ağlamak

Şu an. Tam şu an hüngür hüngür ağlıyorum, ve mutluluk ve özlemle.. 

Çünkü çok uzun zaman sonra, çok uzun zaman aradıktan ve vazgeçtikten ve hattâ öyle bir melodinin hiç olmadığına, onu benim uydurduğuma inanmaya başladığımda, tam şu an radyoda çalmaya başladı.. Ve ben bunca zaman sonra, kulaklarıma inanamadım, arabayı hemen sağa çekip durdum, gözlerimden yaşlar sicim gibi dökülerek dinliyorum tam şu an..!

Teşekkür ederim sevgili hayat, uzun zamandır aradığım bir puzzle parçasını bana geri verdiğin için…..


Hamiş. Tabii ki şarkıya ağlamıyorum, şarkının bana hatırlattığı varlığa olan özlemime ağlıyorum..

15 Ocak 2025 Çarşamba

Söyle. Bize bir küçük söyle..

Söyle Küçük Saadetini

Söyle saadetini, çekinme
Bir ekmek, bir kadın, birkaç çocuk.
Tatlı gerinmelerin peşisıra sabahleyin
Evinle işin arasında bir tatlı yolculuk..

Cigara içerekten alacakaranlıkta
Kapını çalmışsın.
Alınterin, göznurun, el emeğin, karın.
Turfanda portakal görüp çarşıda
Tadımlık birkaç tane almışsın..

Alırsın kardeşim, almalısın
Dünyadan o kadar az ki, istediğimiz
Senin, benim, hepimizin, çocuklarımızın
İki olmamalı bir dediğimiz.

Turgut Uyar

Söylüyorum o zaman, dinle, bu da benimkisi:

Hırs ve mutsuzluk, işte bu “küçük” mutlulukları, “var, ama çok küçük” bulduğunda, “daha büyüğü olabilir mi” dediğin anda başlıyor. Kitaplığım ve bahçem ya da ekmeğim ve kadınım ve birkaç çocuğum var, ama.. dediğin anda. 

(Anlamadığım) Şiirin, tek kelimelik gücü bu işte. 

Söyle KÜÇÜK saadetini.. 

3 Kasım 2024 Pazar

Güz, som, son.

Bugün ne var havada? Ne var bu sokaklarda? Yollarda, sularda, yapraklarda?

Beni her şey bu en sevdiğim Birhan Keskin şiirine çıkartıyor, ve de her şey sana..

şükürler olsun, dönüp dolaşıp, hep sana..


"Bir çiçek açtığında
Bir eski avluda
Diyor ki;
Çalıda sarı bir çiğdemim ben
Ve senin çok eski cümlen.
Sen otursan, gitmemiş ki! olsan
Ben sana bir eski Endülüs avlusu
İstersen serin bir Portofino getirsem
Ya da yedigöllerin yedisini birden.

Bir çiçek açtığında
Bir eski avluda
Diyor ki;
Her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken
Buldum buluşturdum kendime geldim
Tek eksik sensin! İncecik çilli bir dille sen de gelsen.
Ben sana kırmızı kiremitli bir çatı
Begonviller ve bir mavi kapı
Ve illa amansız bir avlu getirsem.
Dünya soğur, akşam serinlerken,
Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
Ve işte en gümüş cümlem:

İçimi açtım sana.
İçini açmak için."

24 Eylül 2024 Salı

Cehennem buysa..

Schopenhauer’ın “Hayatın Anlamı”nı yeniden elime aldım. Mütekerrir okumanın şöyle şaşırtıcı bir yanı oluyor; daha önce hiç dikkat etmediğin bir satır, belki de hayatının tam o evresine nokta atışı yaptığı için seni derinden yakalayabiliyor.

Schopenhauer’ın şu ünlü “Dünya bir acı ve ızdırap yeridir” felsefesinin kaynağını Cicero’dan aldığını itiraf ettiği ve onun görüşünü daha da açtığı satırlarda, tam olarak başıma gelen bu oldu: “Ben buna sığınabilirim” hissi. 

Biraz inançsız kaldı bu bünye, uzun zamandır küskün. Zamanın neresinde olduğumu bilemiyorum, sorun bu belki de. Bunları neden yaşıyorum hissine neden olan bir inançsızlık ve mozaiğe çok yakından bakıyor oluşun verdiği “görüsüzlük”.. Biraz uzaklaşırsan görüyorsun o ufacık kargacık burgacık parçaların ne anlama geldiğini..

Dünya; bir ızdırap ve acı ve belki de ebedi hayatın cehennemi ise, ölüm de bir bütünleşme, eve dönüş ise, gerçekten korkmanın hiç anlamı yok. Belki de olayı tamamen yanlış anladık diyor Schopenhauer; ebediyette değil tam şu an ve burada yaşıyoruz cehennemi. 

.. de cenneti de - bence.. Çünkü şu; cehennem olamayacak kadar güzel ve mutluluk verici:

Işık da, renkler de, açıkhavada çalışmak da..

11 Ağustos 2024 Pazar

Dünyanın en harika suyu

..nu içtim bugün:

Çok güzel bir gündü.. Çok tatlı insanlarlaydım. İyi ki bloglar var, okyanustaki adacıklar gibi..

2 Haziran 2024 Pazar

Diğerkâmlık

Hiç habersiz kapısını çalıp kırçiçekleri bırakan arkadaşları olmalı insanın.

Ve insanın kendisi de, onlara habersiz kapı çaldırabilecek rahatlığı, samimiyeti ve hatıratı verebilmiş bir insan olmalı..

Ananem bir gün bana bakıp “olmuşsun sen” demişti ufak bir detayla kıvançlanarak.. Bugün de ben diyorum, çok eksiğim, çok yanlışım, daha öğrenmem gereken, yürümem gereken kilometrelerce yolum vardır daha ama bu konuda, insanlarla kurabildiğim gönül bağı konusunda, “olmuşum” ben :) Hamdolsun..

2 Mayıs 2024 Perşembe

Tesbih tanesi

Çok güzel gözleri var, turkuaz mı yeşil mi bilmem. Simsiyah saçları da var. Tam omuz üstünde yıllardır.

Sanırım üç senedir tanışıyoruz. Oğullarımız anaokulundan kanka. Şimdi bata çıka okumayı öğrenmeye çalışıyorlar birlikte. Akılları futbolda. Dizlerinden hiç eksilmeyen yaralar..

Bir de Robi var. Küçük sevimli Robert. Ya abisinin ya benim oğlumun kıyafetleriyle büyümekte olan, sorunsuz, güler yüzlü, sakin Robi. 

Robi için bizim küçülenlere bakmaya gelince, burada adet olduğu üzre, dilim dilim satılan pastalardan çeşit çeşit almış, getirmiş. Ne gerek vardı deyince ben, dedi ki geçen Cımartesi benim doğum günümdü. Ne ailem, ne de bir arkadaşım vardı yanımda.

Çünkü o da benim gibi. Akdenizli. Ve biz Akdenizliler burada yalnız hissediyoruz..

Bir teshibin kopup etrafa saçılan taneleri gibiyim bazı insanlarla. Birini hiç ummadığım bir yerde bulunca, seviniyorum, günün birinde tamamlanacağıma dair bir umut duyuyorum içimde.

Bulduklarıma şükür ama daha kimbilir kaç boncuk tanesi var bulunmayı bekleyen..

15 Ocak 2024 Pazartesi

Kışı sevme ânı

Üç kadın, bir masa, bir buçuk şişe Sauvignon ve sıcacık bir sohbet. Hepimiz kalın kalın kazakların altında, çizmelerin içinde, kesici soğukta, kesilmeyen bir halka..

Bu kadınlar (bir an) bana kışı sevdirecek mi ne?!

İyi ki varlar, iyi ki!


Kışın en güzel yanı; bize şefkât duygusunu yeniden hatırlatması….

15 Kasım 2023 Çarşamba

Eski bir dosta kavuşmak

.. gibi.


Bu çalı-ağacı (japon akçaağaç olur kendileri) son iki yıldır göremiyordum ve sonunda evin yıkılıp ağacın da kesildiğine kanaat getirmiştim. Oysa sadece mevsimine denk gelmediğim içinmiş! Yapraklarının kıpkırmızı olduğu süre o kadar az ki, iki senedir kaçırıp durmuşum ve güzel dostumu sonsuza dek yitirdiğime kâni olmuşum! Bugün şans eseri görünce, arabayı zınk! diye yolun ortasında durdurup “bir imzalı fotoğrafınızı alayım efendim” dedim, geri çevirmedi sağolsun bu ricamı ;)

Hamiş. Bu huylarım sana tuhaf geliyorsa, belki de Hermann Hesse’nin Ağaçlar’ını okumadığından..

5 Eylül 2023 Salı

Sensin işte. demiş.

Bunu yollamış bu sabah. 

“Hayatın bozmayı unuttuğu ya da ne yapsa bozamadığı insanlar vardı hâlâ. Dünya arkalarında yıkılırken onlar kurbağalar gibi nilüfer yapraklarından seke seke sakince uzaklaşıyorlardı enkazdan, toz duman bulaşmıyordu onlara.”

“Kalabalığın içinde, kalabalığa rağmen görüyorlardı sizi, yanınızdan geçip duran kör sağır güruha tezat, sizi görüyor, bir derdiniz var, hemen biliyorlardı. Beklenmedik iyilikleriyle insanın aklına “Karşılığında kesin bir şey isteyecekler” kuşkusunu düşürmüyorlardı. Olağan halleri buydu. Yaşıyorlardı bu hayatı. Yollarına çıkanı katıyorlardı yanlarına. Su gibi akıyorlardı tümseklerin arasından, çukurların içinden, yokuşlardan aşağı.”

“Görür görmez anlıyordun, senin inceliklerinin karşılığı var onlarda, yerlere saçılmıyordu onlara sunduğun tatlılıklar, ziyan olmuyor, ıskalanmıyordu, ki senin hiç alışık olduğun bir şey değildi bu. Ama işte o kısa çarpışmalarda bir şey oluyordu, dünya içinde dünyalar beliriyor, iki kişilik, üç kişilik adacıklar oluşuyordu anında ve sen birden, yeniden nefes almaya başlıyordun.” 

Küçük Yuvarlak Taşlar - Elif’in Hikâyesi - Melisa Kesmez.

*

Geçen hafta “oku, seversin” demiştim. “Hem kitabı, hem seni sevdim” yazmış. “Sen işte; böylesin” demiş en sonunda da..

Cevaben bunu yolladım ortamdaki duygusallığı dağıtmak için, huyum kurusun iltifatı alıp cebe koymada çok zorlanıyorum hâlâ.. Ama içim de burcu burcu olmadı değil ;)

20 Ağustos 2023 Pazar

Anne-kız

Düşünüyorum da, 

3-4 yaşındayken o kül dolu kazana düştüğünde ve havasızken ve çırpınırken,

Ya da kurulmuş o ip salıncakta, ayağınla ağacın karşı dalına dokunmaya çalışırken kendini önce havada sonra karanlık bir kuyuda bulduğunda,

Ya da yine kimbilir hangi çocuk hastalığından çıktığında, çelimsizliğine üzülen ananenin “ye kızım” diyerek önüne koyduğu 22 yumurtanın tamamını yiyip gözlerin karardığında,

bir daha uyanmasaydın.

Benim hikâyem de asla olmayacaktı. Benim kızımın da. Belki onun kızının da. Diğerlerini ise düşünemiyorum bile.. Ailem olan kızlar dizisindeki ilk değil ama artık baş boncuksun. Daha upuzun yıllar başımızda ol, annem.

20.08.23, sabah 7.58
Bu boncuğun hikâyesi içinse ay sonundaki
 ay dökümünü beklemen gerekecek ;)

29 Ocak 2023 Pazar

Hissedebilmeye şükür

Ama bir de şu var :) 

uzattım biliyorum, söz bu son yazı.

Tüm bunlar ne kadar gerçek, ne kadar performans sanatı? Bir ilişkinin yıllar içinde geçirdiği değişimi sanatsal ya da insanî yönden ele alırken, bakış açımız ister istemez farklılaşıyor ve bu ilişkinin aslında yıllara uzanmış bir sanat eseri olduğunu unutuyoruz.. 

Başka türlü de duygulanabilmemiz mümkün değil zaten.


Yıpranma payı..

Fakat gerçekler; bu ilişkinin performans sanatı yanının daha ağır bastığını işaret eder nitelikte. Her ne kadar ben inanmak istemesem de :) 

Çünkü aşka inanma yanılgısı..

Oysa şurada 2010’da MoMA’daki kavuşmadan sonra ne olduğunu okursan, çatır çutur kırılıyorsun.. 2015’te Ulay, Marina’yı sanatsal çalışmadaki hakkını tam alamamaktan ötürü mahkemeye veriyor ve yüklü bir para kazanıyor. 

Marina 2017’te Ulay’la yine bir performans sanatı gösterisiyle biraraya gelerek (bknz. Dünkü video) affeden kadını gösteriyor bize, “sen benim hayatımdın” diyor, Ulay’ın gidişini kabul etmiyor ve onun ağzından onun bakışını da görmemizi sağlıyor vs. Ama şu da var, gerçek hayatta yaşananlar bu kadar sanatsal değil işte.. Sonuçta Ulay’ı çatır çatır kullandığı da bir gerçek Marina’nın. Daha sanatsal bir kelime seç dersen: beslenmiş

Bir performans belki de ilişkiler.. Aynen onların taaa Relation in time (1977)’de fark ettikleri gibi; zamanla yıpranan ve ancak izleyiciyle biraz daha uzatılabilen ama önünde sonunda biten bir performans..

Peki ne öğrendik?

Sanırım sadece insan olmanın güzelliğini. İlişki nereye evrilirse evrilsin, sevgi, öfke, affediş, bağlanma, bırakma, özleme, yönetme, kullanma, kullandırma, birbirinden beslenme gibi aslında bir bütünün sadece parçaları olan ve iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış diye tanımlanması aslında mümkün olamayan insanî duyguları hissedebilmenin ne kadar muhteşem, “divine”, sunulmuş bir şans ve şükredilmesi gereken bir vasıf olduğunu öğrendik. 

Gibime geldi.. 
Sence?

18 Ocak 2023 Çarşamba

mok gibi.

İnsanın "nasılsın?" diye sorduğunda, kıvırmadan dümdüz "mok gibi" diyebileceği birileri olmalı hayatında. Sadece olduğun gibi görünebilme özgürlüğü anlamında değil, hattâ ondan bile daha çok "üzer miyim?" diye düşünmek yükünü sırtlanmadan, dümdüz bir bencil olabilme özgürlüğünü de kullanabilmek anlamında.. 

Çünkü bu ikincisi beni tutan. Aman o hissetmesin üzüntümü.. Aman o da üzülmesin şimdi.. 

İnsanlar arası mesafeleri açan asıl bu.. İncelik taşlarıyla döşeli o yol..

31 Aralık 2022 Cumartesi

Bir: Bitiş

3-2-1.. ve sar baştan 31.557.600.. yapacak mıyız sevgili blogcuğum?

Hâlimiz, sabrımız, niyetimiz var mı? 

Göreceğiz..... 

Burada sessiz sessiz bulunduğun, ara sıra bana mail yolladığın, whatsapp'tan yazdığın, bazen ses kaydı çektiğin, bir iki defasında avaz avaz (ve çok güzel bulduğum sesinle) şarkı söylediğin bu mesajların için sana teşekkür ediyorum. Hepsi beni düşündüren, geliştiren mesajlardı. 

Sağlıklı, iç huzurlu ve şanslı bir sene diliyorum sana, iyi insanlarla karşılaş. Bunlar olduktan sonra, gerisini sen halledersin zaten, inanıyorum :)