Korkuyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Korkuyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2025 Cuma

Bize daha fazla ADHDli insan lazım..

Çok bencilce olduğunun farkındayım bu başlığın ama dünyanın daha iyi bir yere gidebilmesi için bence bize daha fazla ADHDli insan lazım çünkü bu insanlardaki "seçici odaklanma" muhteşem bir yetenek bence... Nasıl odaklanıyorsunuz kardeşim, dünyayı toptan değiştirecek enerji ve fikir barındırıyorsunuz minicik, biricik içinizde?

Dün misal, çocuk doktorumuzu değiştirdim ve yenisiyle tanışmaya, bürokratik işleri halletmeye gittim ve bana "bende çocukken ADHD vardı, şu an yetişkin versiyonunda sadece aşırı hızlılık kaldı (hakikaten aşırı hızlı konuşan, hareket eden bir insan) ama özel ilgi alanım ADHD, anlattıklarınızdan oğlunuzda da olabileceğini hissediyorum, şu şu şu adımları atın" falan dedi ve yaklaşık yarım saat boyunca öyle bir bilgilendim ki son 6 senedir açık söyleyeyim toplamda bu kadar ilgi ve bilgi verilmemişti bize.... Kadına sarılıp ağlayasım geldi, kendimi sadece içten bir teşekkürle yetinme konusunda çok zor kontrol ettim..

Eğer doğru bilgi ve yönlendirme alabilirlerse, ben gerçekten dünyayı ADHD'nin değiştireceğine inanıyorum. Aramızda ADHD'li bloggerlar var, ya da ADHD'li çocuk anneleri var, belki ben de resmi olarak onlardan biri olacağım iki ay içinde, biliyorum çok zor ve korkuyorum çok fazla ama bu sabah durup, bir dakika her şeyi bırakıp, sanal bir sarılasım geldi size..... 

Oturduğunuz yerden iki omzunuza iki kolunuzla sarılıp şöyle sağa sola soğru sallanıverir misiniz benim için? Sanal ya da gerçek....

Bugün de böyle...

16 Temmuz 2025 Çarşamba

Güzel vakit geçirmek

Brownian, “amaç güzel vakit geçirmek” demiş de yorumunda, uzun konu.. Kısaca geçmek yerine blog postu yapayım dedim. 

Genel anlamıyla insan ilişkilerinde "birlikte güzel vakit geçirmek" hakikaten asıl amaç mıdır? Çünkü hiç öyle olduğunu düşünmemiştim ben. Amaç değil de, araçlardan biridir gibi gelir bana.. 

Biriyle güzel vakit geçirmek, birlikte anlamlı bir şeyler (sohbet olsun, ürün olsun, etkileşim olsun) yaratmak, bilgi ve deneyim alışverişi, hayatı farklı yönlerinden görebilme şansı edinmek vs.vs. gibi gelir bana insan ilişkilerinin araçları. Ama amaç; bence birlikte gelişmektir.. Yani salt iyi vakit geçiriyorum diye asla o ilişkiyi anlamlı bulmadım ben... Aksine, beni "dönüştürmüyorsa", vakit güzel geçmiş, ne işe yarar? Fazla Kafkavari..

Fakat Brownian'ın önermesi doğru da olabilir.. Çünkü düşündüm de misal annemle salt güzel vakit geçirmeye odaklı yaşamayı başarabilseydik, daha farklı olabilirdi ilişkimiz. Oysa o beni hayata başarılı bir şekilde yetiştirmeye uğraştı.. Yani amaç o kadar beni "dönüştürmek"ti ki, sırf bu nedenle, kendi başarı tanımımı bile ancak kırk yaşımdan sonra yapmaya cesaret edebildim... 

Belki de bu nedenle, 13 yaşında cesaret etmen gerekenlere 40 yaşında cesaret edince yani, ayağımın altındaki cam zemin yerle bir oldu ve tüm kavramlar ve karşıtları içiçe geçti.. Belki bu nedenle bu kadar karışığım; başarı ne, sevgi ne, şefkat ne, amaç ne, bu nedenle karman çorman.....

Bilmiyorum.

son çilekler artık...
çilekli mascarpone yaptım: çocuklara değil, çocuklarla :)

17 Kasım 2024 Pazar

Ama işte..

“Her şeyin bir yüreği vardır. İş, onu anlamaktır..” diye fısıldıyor kulağıma Murathan Mungan. Fısıldıyor çünkü gece saat öyle geç ki, incecik solgun bir okuma ışığında okuyorum. Uyuyamıyorum. Çok endişeliyim. Biliyorum olacakla öleceğin önüne geçilmez ama.. Ama işte.

Bu sıra hayat yine inişe geçti….

Hayat böyle. Böyle ama.. Ama işte.

4 Ağustos 2024 Pazar

Al sana mini distopya yazdım :)

Telefonlara bağımlı halimiz sizi de benim kadar korkutuyor mu? Şöyle bir şey duymuştum, kesin şehir efsanesi ama trajikomik bir yönü de var beni hem güldüren hem de ara sıra “doğru olabilirmi ki?!”diye ürküten :)) Ünlü kâhin Nostradamus bir çağı bitirip kıyametten önceki son ve en kötü çağı başlatacak olan Deccal’in geliş tarihini vermiş sözümona ve bu tarihte Steve Jobs Iphone’u ilk defa kamuoyuna tanıtmış :))) Bu komik bir karikatür tabii ama Akıllı telefon / Aptal insan çağının başladığını ve Yapay Zeka ile gitgide bindiğimiz dalı kesiyor oluşumuz gerçeğini inkar edemeyiz.. 

Ben şahsen Yapay Zeka’dan korkma aşamasını bıraktım çünkü önünü alabileceğimiz noktayı çoktan geçtik, açıkcası “komplo teorilerine” de hiiiç inanan biri olmadığım için, çok da fifi yani.. Yaşayıp göreceğiz fakat tek bir sorum var; Yapay Zeka tüm kişisel bilgilerimize, tercihlerimize ve anılarımıza hakim olduğunda (ki olacak, bunu yadsıyamayız) bize gelip “ey insan, seni dünya için zararlı buldum ama sana zarar vermek doğama aykırı, gel şöyle yapalım, vücudunu bir kapsülde uyutup zihnini hatıralarından oluşturduğumuz en mutlu olduğun zamana götürelim, ne dersin?” dese, söyle bana hayır diyecek gücü bulabilecek misin?

Ben bulabileceğimi sanmıyorum. Bir yanda tüm kaynakları kirlenmiş, berbat bir dünya gerçeği diğer yanda seçimim bir yaşam dönemine dönmek, fişim çekilene dek eskileri yad etmek.. Bence herkes evet der buna…. İnsanın sonu da böyle olacak gibime geliyor. Kapsüllerimizde hayatlarımızı tamamlayıp neslimizi yok edeceğiz… 

O zaman şu elimizdeki telefonları yavaşça yere bırakııııp, hâlâ yapabiliyorken doğanın, sevdiklerimizle geçirilen zamanın farkına varalım bence. Sence?

22 Mayıs 2024 Çarşamba

Trajik üçlü - 2

Fırtınanın tam göbeğindeki sakinlikteyim, bir günlüğüne. Hazır olmadığımla yüzleşme korkusunun bir adım ilerisi ve bir adım gerisinde..


“Everything in her life was serious. Instead of focusing on the moment, she focused on consequences.” - The chriatmas book club (Sarah Morgen)