an'lık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
an'lık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2025 Pazartesi

Aralık'a bir aralık

Cancağızlarım..,

Yorgunum. Yoruldum arkadaşlar. Kendimden yoruldum yazacaktım ama kendim tam olarak ne demek, onu da biraz kaybettiğim için bir süredir, yani kısaca "olmak"tan yoruldum. Zaten biliyorsun, Aralık'ta geleneksel bir "aralık" veriyorum her sene bloglara, normalde "Yılın Tortusu"nu yazıyordum bu sayede ama bu sene buna da gücüm yok. Açıkcası sene boyunca çalıştığım özel bir konu da yoktu, bu sene biraz "farkındalıksız" geçti benim için..

Es veriyorum.

Biraz "aralık" umarım bana ve bu dağınık hallerime iyi gelir. Hepiniz kendinize iyi bakın, yine görüşelim inşallah 2026'da, güzel günlerde.

Haydi eyvallah!

yılın en güzel anlarıydı <3 sırf bu nedenle, 2025 güzel bir yıldı!

23 Kasım 2025 Pazar

-9 dereceden selamlar

Saat 8.04 ve an itibarıyla -9 derece. Bugün en yüksek 1 derece bekleniyor. Telefonumdaki diğer kent olan Bursa ise şu an 17 derece yani aramızda 26 derece fark var, şaka gibi. 

Kanıt da vereyim.

Santraller ve betonlaşmanın etkisiyle son 7-10 senedir Bursa, Bursalıktan çıktı, Adanalığa falan yürüyor, Adana nereye yürüyor hiç bilmiyorum ama ülke sadece demografik ve sosyopolitik anlamda Araplaşmadı sanki, coğrafi anlamda da Arap ülkelerine yakınlaştık ve Avrupa ile aramızdaki fark da 26 birimin çok üstünde artık…..

Tüm bunları geri çevirebileceğine inananlara ne deniyordu? Bir kelime vardı ama çıkartamıyorum. Momentos’a danışmalı ;)

21 Kasım 2025 Cuma

Anneler ve çocukları

"Anneler de her zaman her şeyi bilemiyor olabiliyorlar. Onlar da insan çünkü. Onlar da hata yapıyorlar. Hata yapmadıkları bir konu var: her zaman bizim iyiliğimizi istemeleri.."

Bugün saçma sapan bir Türk dizisinde duyup, hüngür hüngür ağladım.... İyi geldi. 

Bir de uzun uzun dua ettim, Allahım, çocuklarımı benim hatalarımdan da koru….

14 Kasım 2025 Cuma

1000!

Bininci yazı!

İnanılmaz gerçekten :) 4 sene önce başlarken, "kendime güzel şeyleri hatırlatmaya, yaşadığımı kendime kanıtlamaya" çalışacağımı yazarak başlamıştım. Bak burada o ilk yazı..

Bu 4 sene içinde çok indik çıktık, bazen ara verdik, bazen coştuk. Birkaç defa silmeye de niyetlendim ama hiç cesaret edemedim. Çünkü bu blog, bloglarım içinde açık ara en sevdiğim bloğum oldu. Çünkü gerçekten yaşamaya değer, yaşamı anlamlı kılan 1000 güzel şey biriktirdim bu dört senede. Başardım :)

Şimdi bakalım bir 1000 daha çıkartabilecek miyim? :) Göreceğiz.

Foto. Bugün, geçen yıl çok arayıp da bulamadığım top laleler, yine çıkmış. Hemen aldım kendime, 1000. yazı şeferine!

6 Kasım 2025 Perşembe

Gübresel işler

Bahçe sefası yapmak güzel ama artık yavaş yavaş sezon bitiyor ve bahçeyi "bıraktığımız gibi bulmak" istiyorsak, kışa hazırlamak gerekiyor. Dökülen yaprakları tırmıkla toplayıp, 120 litrelik en az 7 çuvala koyup, organik çöpüne götürmek, bitkilerin altına gübre ve toprak atmak ve sonra gülleri ve yasemini mantolamak, bahar için yavrulamış çiçek soğanlarını tek tek ayırıp dikmek gerekiyor. Bir de saksıdaki bitkiler var tabii; onlar sezonluk olduğu için, hepsini söküp saksılarını temizlemek ve kilere kaldırmak gerekiyor. Tüm bunları adım adım yapabilmek için de, sağlam bir bel gerekiyor ki işte o bende yok.. 

Bir süredir iyiydi, daha bir yarım saatlik bahçe işinden sonra, cort.. 

Kilom normal, hareketli de bir insanım, spor meditasyon vs. fazlasıyla hayatımda, ama sorun şu: gündelik hayat içinde çok çok çok gerginim. Demir gibi sert o bölge; ne yaparsam yapayım, tam bir rahatlama olmuyor.. 

Dıştan çok yumuşak görünüyorum; esnek, güler yüzlü, nazik.. Gözüküyorum değil, dışımdakilere karşı gerçekten öyleyim de... Ama içten içe, kendime karşı, çok gergin bir insanım. Sinir sinir sinirli, hur hur huzursuz, sürekli bir "çekilmiş yay" hali.. Fena halde dürtüsel. 

Nasıl geçireceğiz bu iç-gerginliği bilmiyorum ki ya :(( "Sal Gitsin"i nasıl öğrenecek bu bünye?

Foto. Babam da eş zamanlı olarak Denize Bakan Ev'in zeytinlerini gübreliyor, bahçeyi kışa hazırlıyor. Birbirimize gübre fotoğrafları yolluyor, önerilerde bulunuyoruz bu sıra.. :) Hakikaten güzel gübre, bulursan kaçırma derim :))

27 Ekim 2025 Pazartesi

Aramızdaki mesafe

Dün itibarıyla, kış saati uygulamasına geçtik. Yani Türkiye'de yaşadığını var sayarsam, aramızdaki mesafe 2 saate çıktı... Sabahlar aydınlandı (bir süreliğine) ama akşamlar da erkenden gelir oldu... 

Sen ne yapıyorsun acaba uzun kış gecelerinde... 

Benim için saat 20'de aile sorumlulukları geride kalıyor. O saatten sonra ev sessiz, sakin, sarı loş ışıklı bir yer halini alıyor. Koltuk köşeme geçiyorum, annemin yıllar önce ördüğü rengarenk battaniyeyi üzerime çekiyorum, bu sıralar Ashwaganda denemeye başladım, bir tableti bir bardak melisa çayı eşliğinde yavaş yavaş içerken, bazen kitabımı okuyorum, bazen de işte, sana yazıyorum... 

Hayatımın bu kadar "dar" olması, hergün aşağı yukarı aynı rutinleri gerçekleştirmek, tuhaf ama, bugünlerde, iki sene öncesine kıyasla, beni çok rahatlatıyor.. Aslına bakarsan, ben rutinlerimi, çok seviyorum...... Kendimi bu şekilde güvende hissediyorum... 

Şu işe bak sevgili dostum; sana "ben aslında yalnızlığımı seviyormuşum" demiştim bir süre önce, şimdi de "ben aslında rutin, dar hayatımı da seviyormuşum".......! Sırada daha neler var bakalım? :)

25 Ekim 2025 Cumartesi

Puzzle

"Konfor alanının dışına çıkıp, yeni bir şeyler dene" derken, "git 5000 parçalık puzzle al" demek istememiştin sanırım :P 

İnsan gibi, 500lük ile başlayamıyorum. Sorunum tam olarak bu.

Haydi bakalım.. Başladım ama sanki vaktime yazık, boş iş gibi geliyor.. Dur bakalım, belki bir şey öğretir.

19 Ekim 2025 Pazar

SoMbaharın Tonu

Bugün; bizim efsanevi banyo penceresinden (2 metreye 1,5 metrelik bir banyo pencerem var, neden dersen, sanırım tam bu nedenle!) her gün gördüğüm manzaradaki şu renge hayran oldum. 

Dün böyle değildi.. Yarın da bambaşka bir renk olacak. Ama tam bugün ve tam bu ışıkla yakalamak, hakikaten muhteşem bir hediye oldu..

Bahçedeki diğer ağaçlar henüz yeşilken, onun böyle kıpkızıl saçlarını savura savura aradan parlaması.. Ne bileyim; aşk bu değilse, nedir?

Hele bir de Dvorjak’ın Opus 22 numaralı seranadı eşlik ediyorsa bu manzaraya….. 

Ekim ayı, sende de Dvorjak dinleme isteğini alevlendirmiyor mu??? 

11 Ekim 2025 Cumartesi

Uzuuuun

Yazar komşum C. ile uzuuuuun uzuuuun yürüdük, ben anlattım o dinledi sağolsun. 


Sonra eve gelince uzuuuuun bir banyo aldım. Mudanya kızlarımla uzuuuun uzuuun mesajlaştık, canlarım, desteklerini kemiklerime dek hissettim, sağ olsunlar.

Şimdi eşimin 3 saattir sağ olsun uzuuun uzun cebelleştiği Hint usulü körili tavuğa - vejeteryan olduğum ve denemediğim halde - uzuuuun uzuuuun güzellemeler yapacağım ki bir sonrakine motivasyon olsun :))

Sonra koltuğa uzuuuun şekilde yayılıp Sisifos’a devam etmeyi düşünüyorum, uzuuun uzun düşüne düşüne.

Foto. Uzun yürüyüştem bir sürü fotoğraf biriktirdim, taksit taksit paylaşacağım sizlerle… Gözümüz gönlümüz uzuuuuun kışın son çıkışında iyice renge doysun…

9 Ekim 2025 Perşembe

Gün

Ben bittim, gün bitmedi... Son zamanlarda maalesef yetişemiyorum. Buraya yazmaya da, yaşamaya da. 

Bugün biri "aaa saçların beyazlamış, boya vakti gelmiş.." dedi (böyle durumlarda aklıma hep Ferhan Şensoy'un "Çok sigara içiyorsunuz"a cevap olarak "siz de yeterince içmiyorsunuz" demesi gelir). Saçlarımı boyamayı Haziran'dan beri bıraktım oysa ki, kendi isteğimle. Ama evet, yorgunluğun ve yetememezliğin ilk alametlerinden sayıldığı için "güzellik odaklı toplum"da, tabii bir süre, boyalı kısımlar gidene dek, bu tip yorumlarla bol bol yüzleşmek zorunda kalacağım. 

Ne demeli acaba? Daha doğrusu, birşey demeyip gülümsesem, durma noktasını tanıyıp duracaklar mı, yoksa "ama boyat, daha gençsin"le başlayan aryalar mı dinleyeceğim artık bir on yıl.... 

Ağzımdan düşürmediğim iki sözüm vardır, bunlardan birisi: Türkiye'deki sohbetlerin %80'i aslında basit bir "sana ne" ile bitirilecek sohbetlerken, kibarlık yapıp, karşıdakini rencide etmemek adına, uzatıyor da uzatıyoruz.

Diğerini de zamanı gelince yazarım..

foto alakasız ama özlemli

20 Eylül 2025 Cumartesi

Rutin dışı - (S)ON


Rutin Dışı yazıların sonuncusu.. Bugün, gerçekten de benim için son "rutin dışı" gün. Yarın itibarıyla tatilim bitiyor, bol koşturmalı (ve hiçbir şeye de yetememeli) rutinime geri dönüyorum. 

Rutin ve Rutin dışı konularda yazmak ve uzun uzun düşünmek bana iyi geldi mi emin değilim, açıkcası bazı yüzleşmekten kaçındığım sorunlarla yüzleştirdi beni. Biraz rahatsız etti, biraz da korkuttu... Belki de amaç buydu.. Bundan iyi bir sonuç çıkarabilecek miyim, sanırım zaman içinde göreceğim; çünkü belki de bu yazılar, artık zamanı gelen bir değişime gebe olduğumu fark ettirdi.... Bakalım...... 

Dün danışanıma güzel bir metafor kullandım, burada da yazmak istiyorum. Hani bazen koza içinde olduğumuzu ve bir kelebeğe dönüşeceğimizi düşünürüz ya. Hani kelebek olacağız, uçacağız uçacağız...

Ama gerçekte kozadan çıkan kelebek pır pır neşe içinde uçup gitmez, bir süre yerinde sabit ve şaşkın şaşkın kalır. Kanatlarının farkına varması zaman alır, sonra onları temizleme, hazırlama telaşı vardır. Yazık çok savunmasız ve acemi görünür ve düşmanları için de kolay bir av olur bazen.. Ama başarabilirse bu "geçiş dönemi"nden yeterli sabır ile geçmeyi, sonunda uçar gider..

İşte biz bu geçiş dönemini bazen unutuyoruz. Rutin diyoruz bir de rutin dışı, halbuki bir de ikisi arasında bir dönem vardır: farkındalık ve sabır ile gelişen hazırlık dönemi.... İşte o dönem çok kıymetli bence..... Kendine uçmak için yüklenme ama hâlâ bir tırtılmışsın gibi geçmişe de takılma.. Acele etme.. Sabırlı ve gözlemci ol.. En önemlisi de; uçacağına henüz inanmasan bile, uçuş hazırlığını da sakın ihmal etme....

Öyle işte... 

Foto. Bu yılın son denizi. Aslında yola çıkmıştık ama ben arabayı durdurup 2dk yüzüp gelicem diyip çıktım, koşa koşa atladım denize.. Veda ettim kulaç kulaç Ege'me... Ne iyi geldi bu rutin dışı an bana ah bir bilsen........ Biliyorsundur ki sen! :)

12 Eylül 2025 Cuma

Yazın hep geçiyor oluşu üzerine

Hüzünlüyüm bugün. Çünkü yaz bitti.

Yaz geçer, iyi gelir sözcükler derken Mungan, tıpatıp aynı duyguları mı yaşıyordu? Bilinmez. Ama ben hüzünlüyüm; yaz bitti. Bugün, daha demin; taze bitti.. 

Yaz geçer, yine gelir mi sahi? O gelir de; biz hâlâ burada olur muyuz? Bilinmez.



Kirliler bavulda. Bavul uçağın altında.. Masmavi deniz ile zeytin yeşili, geride. Kış ileride.

Kışın ileride oluşu gerçeğine alışabilmek için, sonbaharı icad etmiş insan. İlk sulu kara, ilk hastalık atağına dek, oyalanabilmemiz, umudu koruyabilmemiz için icad etmiş sonbaharı. İnsan.

Birine bin planlar yapalım, yeni heveslerle aklımızı oyalayalım, maviyle yeşilden gri ve beyaza geçişte aklımızı yitirmeyelim diye, kırmızıyı sarıyı sürmüş renk paletine.

Birine bin planlar elbet bende de var. Allah vere de sonbahar uzuuuuuun süre.. Haydi bakalım. Hoşça kal yaz, inşallah seneye görüşmek üzere..

👋 

5 Eylül 2025 Cuma

Rutin dışı - 5

Bildiğin sarhoşum.

Sarhoşken mesaj atmamak kadar, blog yazısı yazmamak da önemlidir eminim ama amaaaağn, bu da böyle, rutin dışı oluversin.

Sarhoş olmak bende hep rutin dışı oldu. Gençken “ben sarhoş olmam” derdim, ne uğraşırlardı, bir şişeye yakın Johnnie Walker içiren mi ararsın, 7 tekila shot deneyen mi.. Karaciğerimin maşallahı vardı, birşeycik olmazdı. Sabahına da şimdi Churchill dedikleri içeceği kendim yapar içerdim, tamam. Kaç defa üniversitede sınava girdim akşamdan kalma vaziyette, en yüksek notu aldım da çıktım…. hey gidi gençlik.

Şimdi, bu gece, sadece yarım şişe beyaz şarapla delicesine sarhoşum ve gecenin 10’unda sarhoşluğumdan istifade havuzda yüzmekte olan oğlumu izleyerek, yan gözle de aya bakarak, ne demişti Latife Tekin diye düşünüyorum….

Şöyle birşeydi sanki: “İlk insanlar da aynen böyle bakıyordu aya……” Sahi; bazı rutinler insanlığın başından beri hep aynı kaldı ve kalacak değil mi?

Bu gece de böyle işte…. Her şey birbir içine giriyor; tüm kavramlar, tüm özlemler, sen, ben, geçmiş, gele(meye)cek…

Yarın sabah belki yayınlarım, belki de silerim ;)

3 Eylül 2025 Çarşamba

Rutin dışı - 4

Rutin dışı bir günbatımı.. 

Bugün; bu kadar.

Zaten…. Bu varken, daha ne olsun ki?!

26 Ağustos 2025 Salı

Rutin dışı - 2

Tam şu an :)


Hep bloğa yazıyorum ya… Bu sefer kendi kendime, sessiz, sakin. 

Yıllarca bu tahta kamelyada oturup, sayısız mektup yazdım dostlara, yaz tatilinin bizi ayırdığı okul arkadaşlarıma, hiç görmediğim İsveç’teki (hattâ baksana 47 yaşımda hâlâ da görmediğim! Nedeni: kışın gitsem aşırı karanlık ve soğuk, yazın ise mis gibi denizi ve akdeniz iklimini bırakıp kuzeye gidilir mi yahu?) mektup arkadaşım Monica’ya, Brezilya’daki Marcello’ya, Fransa’daki Beatrice’e, dönem dönem değişen sevgililere, birkaç gençlik dergisine, bir defasında öfke ve hayâl kırıklığıyla ananeme - ama (neyse ki) sonra yırtıp attığım… 

Sonra araya rutin hayat girdi ve bu mektup yazdığım insanların hiçbiri artık hayatımda değil.. Bir yaz sırf bana İkinci Yeni’yi sevdirmeye çalıştığı için 40! mektup yazan Cenk bile… O bile hayatımda değil yahu, bu nasıl ve neden böyle oldu?

Bu üzüyor beni..

Bugün hepsi için oturdum, kendime bir mektup yazmak istiyorum. Tam şu an, tam burada. Bir gün kendimden de vazgeçmemek umuduyla..

Haydi bakalım..

24 Ağustos 2025 Pazar

Güle Güle Nurtenli

Nurten teyze; Karaburun’da ananemden yadigâr, artık hayatta kalan önü topu üç ya da dört teyzeden biriydi. Bu sabah o da gitmiş.. Öğlende toprağa vermişler. Yetişemedim.. 

Akrabası değildim, yetişmesi gereken biri değildim ama ne bileyim ya, keşke yetişebilseydim… Böyle böyle çocukluğum da tükendi gitti bitti işte. 

Geriye kala kala Edip Cansever’den bir dize kaldı: “Beni bir sardunya büyüttü belki”.

Mekanı cennet olsun, emeği çoktur üzerimde. Anlatmıştım daha önce burada, okumak istersen..

Yeri gelmişken itiraf edeyim; müslüman cenazelerini kaldırmadaki bu hızı, bu aceleyi anlamıyorum…..

19 Ağustos 2025 Salı

Tatil kitabı

Sen de yapar mısın? Hazzı ertelemek.. Çok seveceğini tahmin ettiğin bir şeye kavuşmayı bile isteye uzatmak. Kedi köpeklerde de basiti var, çok sevdikleri bir yiyecek verildiğinde “yeme de yanında yat” yaparlar bir süre, yiyecekle oynarlar, ta ki artık dayanamayıp bir lokmada mideye inderene dek..

Aşkla ilgili bir yanı mutlaka var bu davranışın.

Ben en çok kitaplarda yaparım. Misal çok merak ettiğim bir kitabı, saklarım, hemen okuyamam. Doğru zamanın gelmesini beklerim. Ortam hazırlarım :)) Alacağım hazzı bekleterek maksimuma çıkarmaya çalışırım…Tabii bazen hayal kırıklığı da olur, olmaz değil. Ama oyunun doğası bu….

Bugün benim için tatilin ilk günü. Tatil Kitabı’nın ilk sayfasını açtım bakalım, göster kendini Münevver Kız!

11 Ağustos 2025 Pazartesi

Me-Time


Kızıl ışığın altına yatmış, belimi kütürdetmekte olan terapiste şöyle diyorum: “Bu benim “me-time”ım…”Kadın “ah yazık ama sizeeeeee, böyle acılı me-time mı olur?” diyor cevaben.. 

Olur vallahi olur….. Başka türlüsünün olabileceğini düşünemiyorum bile, o kadar uzak bir olasılık, şu hayat dönemimde.

Fizyoterapiden çıkıp üst kattaki psikanalize gidiyorum, bunu terapiste anlatınca, bu sefer onun cevabı: “Bu kadar yükü sırtlanırsa insan, neden bel ağrısı çekiyorum dememeli” diyor.

Vallahi durum bu. Batı cephesinde başka da bir numara yok sayın izleyiciler, dağılabiliriz….

5 Ağustos 2025 Salı

Öğreten, had bildiren kadın ve adamların ülkesi

Demin saçma sapan bir gerginliğe şahit oldum. Almanya'da çok olan türde.

Marketteki kasada yeni, ergen bir kız çalışmaya başladı. Çinli göçmen bir kız. Haliyle Almancası eh işte, gençliğinden ötürü biraz dikkatsiz de. Kadının biri 9 tane tereyağ almış (arkamdaki adam da 24 tane litrelik süt almıştı, yeni bir pandemi falan var da ben mi bilmiyorum?). Kız dikkatsizlikle 1 yazmış. Bir sürü sıra var, kadın geldi "9 değil 1 yazmışsın" diye kıza çemkiriyor. 

Önce dersin ki a ne kadar dürüst kadın, işte Almanya bu şekilde.. falan filan. Fakat bir süre burada yaşadıktan sonra, olayın bir de şu yönü olduğunu fark ediyorsun: "sen, bunu bilmiyorsun beceremiyorsun, ben sana öğreteceğim". Bu had bildirmedir, büyük bir kibirdir. Çünkü onca sıra varken ve kızın acemiliği gün gibi ortadayken, asık bir suratla, oooof yanlış diye homurdanarak gelmezsin iyi niyetliysen. Kenarda beklersin, sıra sakinleşir, kıza yavaşça dersin, çünkü bilirsin, kasayı geri açması için üstü gelecek, üstü bu hatayı not edecek, büyük ihtimal kız ekstra azar yiyecek.... 

İşte "cehenneme giden yol iyi niyet taşlarından kurulmuştur" sözüne bir örnek sabah sabah ve sinirimi de bozdu açıkcası. Kıza gülümsedim, "sakin ol, acele etme, bu saatte buradakilerin hiçbirinin acelesi yok" dedim ve işi bitince de teşekkür ettim. Gözleri dolu dolu yazık......... 

Ne saçmalık.

dünden.... yine "aptallar" için, açıklamalar

12 Temmuz 2025 Cumartesi

Tarlalarda geçen gün.

Bugün de, düne inat, 7 saat eve girmedim. Söz verdiğim gibi çiçek topladım.

Az söz, bol fotoğraf, bugüne şükür mahiyetinde..