10 Şubat 2022 Perşembe

Işıklar içinde..

"Bunca yıl çok ışık birikti avuçlarımda,
senin olsun."- Şükran Kurdakul

.. dercesine.

Fotoğrafın kaynağını bulamadım, belirtirseniz eklerim ya da kaldırabilirim. 

Bugün sevdiğim birini DAHA covid nedeniyle yitirdiğimizi öğrendim.. Bana tam da bu hissi veren ışıl ışıl bir insandı, ışıklar içinde yitti, gitti.. 

9 Şubat 2022 Çarşamba

Siyah oyunu terk eder - 1

"Birbirimize karşı o kadar hassasiyet bağlamıştık ki, bakışmaktan konuşmaktan korkuyorduk. Yanlış seçilmiş bir kelimem onu yaralayabilir, onun sert bir sözü beni öldürebilirdi." - Ciğerdelen, Salinger.

8 Şubat 2022 Salı

Web3.0 ve NFT

onlar sanatsa, bu haydi haydi sanattır :P

Aralık 21'den bu yana ilgimi hayli cezbeden bir konu var fakat olan bitene gülmeli miyim, yoksa ciddiye alıp korkmalı mıyım emin olamıyorum. Cryptocurrency uzun zamandır hayatımızda, benim popülaritesini kesinlikle anlamadığım bir mevzu bu, fakat son bir aydır internet üzerindeki tüm sanat eserlerinin ya da sanat sayılmayacak saçma sapan "dışavurum"ların inanılmaz paraya satıldığını okuyalıberi, kişisel anlayışsızlığım daha derin bir boyuta girdiği için; kendimi "güncel yaşamı anlayamıyorsan, sorun sendedir; belki de yaşlanıyorsun, kendine gel!" diye uyardığım ve araştırmaya başladığım bir konu oldu NFT ve Web3.

Bir ayı geçen süre içinde okuduklarımdan sonra da, anlayışsızlığım ve güvensizliğim azalacağına iyice arttı ve geçen hafta yayınlanan bu yazıyı okuduktan sonra, elimi çeneme dayayıp "Tanrım insanlık nereye gidiyor?" diye düşünmeye başladım.. Zira Einstein'ın dediği gibi, aptallıkta sınırımız durağımız yok.

Cryptocurrency ile yatırım yapmak bir yana, yapılan yatırımın internet üzerindeki çöplere kadar gittiğini öğrenmek diğer yana. Tamam Andy Warhol'dan beri Art-Business ve Business-Art kavramlarımız içiçe geçti ama yine de bir göz var izan var yahu.. Sadece 1 günde yaratılan (sanat diyemedim affetsin sahibi) bir "dışavurum" 65 milyon dolara (cryptocurrency için bile abartı bir rakam bence) satılıyorsa (haberin ve yorumun linkine buradan ulaşabilirsin), bu işte bir terslik vardır bence.. Ama dedim ya, ya benim "gerçeklik" ayarlarımda bir sorun var ya da heralde yeterince okumadım, onun için anlayamıyorum.. 

O zaman, okumaya devam:

- NPR'daki yazı için buraya

- NYT'daki yazı için buraya

- NBC'deki yazı için buraya

- Bugün yayınlanan bir blog yazısı için de buraya

Bu konu sanırım bizi baya oyalayacak.. 

7 Şubat 2022 Pazartesi

İkili

The Swell Season'u hatırlıyor musun? Glen Hansard ile Marketa Irglova hani.. Güzel ikili. Güzel fotoğraflar. Aşk gibi bi'şeyler.. Ama tam da değil. Farklı yollar.


2022'de bir yerlerde re-union yapacaklarını açıkladılar geçenlerde. Sevindim. Sonra da tuttum yeniden,

İzledim:

Yetmedi, dinledim:


Yetmeyince de buraya ekledim işte.. 
Ya da topu pasladım diyelim.

6 Şubat 2022 Pazar

Cep filozofu'nun düşündürdükleri

Anne olmanın en güzel yanı, evde 7/24 filozof sahibi olmak. Gerçekten dinlersen ne dediklerini, hepsi birer filozof.

8 yaşındaki M.'ye sabah kahvaltısından hemen sonra neden şekerleme yememesi gerektiğini anlatmaya çalışıyordum; dişlerimizden girdim, sağlıklı beslenme alışkanlığından çıktım her seferki gibi. Ama o, şekerle çalışan bir makina gibi bazen, dinlemiyor. O zaman dedim ki "hayat böyledir, bazen yapmak istediklerin zararlı, yapmak istemediklerinse yararınadır".

Durdu bana dik dik baktı ve aynen şunu dedi: "Hayatta bizden beklenen, yapmamız gerekenler vardır. Bir de yapmamıza gerek olmayan ama bize keyif verenler. Bir birinden, bir diğerinden yapmamız gerekir, yoksa mutlu olamayız."

O kadar haklı ki, tüm kâse şekerlemeyi kendi ellerimle verdim ve ardından şaşkınca bakarak, neşe içinde sek sek zıplayarak odasına gidişini izledim.....

5 Şubat 2022 Cumartesi

Sadece bir his

Sonra dedim ki yanımda sakin ve güvenli adımlarla yürüyen 75 yaşındaki B.'ye: aslında uzun kısa fark etmiyor; ömrün ardından kalan da, önü topu sadece birkaç an. Tanıdığım - sevdiğim - yitirdiğim tüm o insanlardan kalan anlık hâtıralar ve hattâ hâtıra bile olmayan kısacık hisler. En çok o hisler kalıyor geriye bir insandan. Kimlere? Tabii ki çocuklarına, şanslıysa torunlarına, çocuksuzsa da arkadaşlarına ya da arkadaş çocuklarına. O kadar. 3 nesil sonra zaten hiç olmamış kadar yoksun.. Eni sonu 50 bilemedin 100 sene sonra, yaşadığın kavgaların, üzüntülerin, seviç ve gururun hiçbirinin önemi kalmayacak.. Sadece bir his bırakacaksın geriye, olan bitenin, iyi kötü tüm hatıraların önüne geçen anlık, tek bir his.

Ya hafif, neşeli, ışıl ışıl bir his. Ya da ağır, boğucu, sıkıntılı bir his. 

İşte senden ve tüm yaşananlardan geriye kalacak olan sadece bu..

4 Şubat 2022 Cuma

Tahammül, umut, ve..

"Zira şairler çok kere hakikate tahammül edemezler ama daima kendilerini koruyan, kurtaran bir muhayyileleri vardır.." diyor, Abhülhak Şinasi Hisar; Ahmet Haşim'i kastederek..

- Varlık dergisi sayı 41. 15 mart 35.

Bazen bu muhayyile yani hayâl gücü olmasaydı, dünyaya katlanamayacağımı hissediyorum. Tanrım öyle çok kötülük, acımasızlık var ki; bazen diyorum Tanrı ya umursamaz bir tanrı, ya da yok.. Göz göre göre.. Sonra aklıma güzellikler, iyi niyetler, karşılık beklenmeden verilen sevgiler de geliyor. O zaman da diyorum ki, Tanrı her yerde olmalı, her bir hücrenin içinde olmalı.

Tanrının "iyilik ve kötülük"ten ayrılmış bir töz olduğunu çözeli hayli zaman oldu.. Yine de içimdeki dualist bazen "ya.. ya da.." sistemine takılıyor. Oysa bir de "ve.." vardır hayatta.... 

Eylül, 2021. 

3 Şubat 2022 Perşembe

Ters ışık - 2


F. bazen Hindistan'da çektiğimiz eski fotoğraflarımıza bakarken, "bu sarı sadece Hindistan'da var değil mi?" der. Ben de gülümseyerek onaylarım. İkimiz de özleriz o günleri..

İşte o bahsi geçen sarı, tam da yukarıdaki sarı. Rajastan'da hava öyle kirli ve tozludur ki, güneş ışığı insana sanki dünyayı bir perde gerisinden izliyormuş hissi verir. Steve McCurry çok güzel yakalamış ışığı; o rengi, anı ve hissi çok iyi aktarmış..

Bugünlerde bazı şeylerin üzerine ters ışık düştüğünü ve onları daha önce görmediğim başka başka şekillerde gördüğümü fark ediyorum. Arkadaşlık, ayrılık, birini sevmek ve sevgi bittikten sonra devam edebilmek gibi şeyler..

Aslında, genel anlamda da, çoğu kavrama daha önceden baktığım açıdan bakmadığımı ve o açıdan bir daha bakamayacağımı fark ediyorum son zamanlarda. Bu hoşuma gidiyor. Genişlediğimi, kıpırdadığımı, dinamik bir hâle geçtiğimi hissediyorum. 

Hep bu ters ışıklar sayesinde sanırım..

2 Şubat 2022 Çarşamba

Salıncaklı divan

Çocukluğun ve yaşlılığın paylaşılan ortak güzelliklerinden biri de, sanırım, öğle uykuları..


Yıllar var ki, tatilde bile olsam öğle uykusu uyumadım; fakat şöyle salıncaklı bir divanda göğsümde bir kitapla "uyurmuş gibi" yapıp; böceklerin seslerini, hafif esintiyi ve insana hiç bitmeyecekmiş hissi veren Ağustos öğle sonlarının ağır ve yapışkan huzurunu, çevremdeki otlardan yayılan o sütümsü baygın kokuyu duymayı öyle isterdim ki.. Hafif hafif sallanır, düşlere dalardım.. Hiç acele etmezdim..

Doğrusu bu ya; bu divan benim olsa sanırım sabahın erken saatlerinde kuşların uyanışlarını, günün doğuşunu izler, akşamları biraz uzağımdaki kertenkelelerin dost sohbetlerine kulak kabartır, geceleri de yıldızlara baka baka yine bu divanda uyumakta ısrarcı olurdum.. Bu divan benim olsa, kesin bu divanda yaşardım ben. Hiç kımıldamaz, ağzımı bile açmazdım.. Hattâ evet evet, şu en köşedeki tombik mavi yastık olurdum, buralar benden sorulur dercesine dururdum..

1 Şubat 2022 Salı

76'dan 21'e Goldberg Ailesi

Diego Goldberg, Arjantinli, ödüllü bir fotoğraf sanatçısı. Onu asıl duyuran ve 2006 yılında Gabriel Garcia Marques Derneği'nin "Hayâlinin Peşinden Gidenler" ödülünü almasını sağlayan ise; 1976'dan beri her sene 17 Haziran'da düzenli olarak çektiği vesikalık fotoğrafları; yani The Arrow of Time Projesi.


1976'da eşi Susy ile başladıkları projeye 1978'de ilk oğlu Nicolas, 1979'da ikinci oğlu Matias ve 1984'te son oğlu Sebastian da katılıyor. Beş kişilik ailenin 2021 Haziran'ında son çektikleri foroğrafın yanında, aynı zamanda oğulların kendi eşleri ve çocuklarıyla olan fotoğrafları da ekleniyor ve iki kişinin 46 sene içinde nasıl genişleyip değiştiğine tanık oluyoruz. Bence muhteşem bir proje.. 

İnsan düşünmeden edemiyor; acaba onları bunca sene bir arada tutan şeyler içinde, bu projenin devam ettirilmesinin de büyük bir yeri var mıdır? Bu projeye baş koymasalardı, onlar da birçok çift gibi ayrılır ve kendi yollarına devam ederler miydi? Peki ya çocuklar; kendi ailelerini de projenin içine çekerken bu projenin getirdiği güven ya da gücün / bağlayıcılık ve zorunluluğun bilincinde miydiler? Ya da hayatlarına daha önce girip çıkan tüm o insanlar, mutlaka projeye alınmış ve projeden ayrılmış olanlar, onlar da projeye devam etselerdi neler görecektik kaderlerinde? Söz gelimi, sadece proje için oynamalar olur muydu ya da yıllar sonra geri dönmeler, başka bir açıdan projeye girmeler? Yüzüne aşina olup benimsediğimiz birini yitirmek ama yıllar sonra birden yeniden görmek ne hissettirirdi bize? Ya da 2020'deki maskeli fotoğrafların yerine bir boşluk bulsaydık peki? O boşluğa takılıp kalmaz mıydı gözlerimiz? Bir haksızlık hissetmez miydik? 

Yaşam bir ya da birden çok projeyse ve Goldbergler için yaşamın anlamı bu projenin devamıysa eğer; peki bizim projelerimiz ne? Amaçlarımız ne? Anlamımız ne?

Projeye buradan ulaşabilirsin.