Bir deniz ülkesinde… ve belki de
10 Mayıs 2022 Salı
Senelerce, senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde… ve belki de
9 Mayıs 2022 Pazartesi
Yeşil sabun
Dünyanın en güzel kokan şeylerinden biri olabilir mi sence de?
Saf zeytinyağından.. Kekikli.. Bizim ordan..
Sabunu hep ondan alırım, üç beş kuruş katkı, ayaküstü sohbetin keyfi.. "Cereeeeen sen mi geldiiiiin" deyişi.. Gülen gözleri.. Hayatım boyunca yanıbaşımda olan, uzak mesafedeki yakın hayatlardan biri. Necdet abi.
Abi dediğime bakma, belki 2 belki 3 yaş var aramızda ya, saygımdan.
Güzel insanların güzel kasabası... Artık bir ilçe ve fazlasıyla kalabalık. Ama hâlâ kimsenin bilmediği ufak koyları, ıssız ve rüzgârlı kuytuları var. Bir gün gelirsen sana hepsini göstereceğim.. Ve sen çok seveceksin. Eminim.
Ah bir gel/sen..
8 Mayıs 2022 Pazar
Çiçek çocuk
Kendimi bildim bileli, 60’lara ait hissediyorum.
O dönemin nahifliği ve hayâlciliği var bende, biliyorum. Çiçeklerle, hayâllerle, bir şeyleri değiştirebileceğime olan inancımla, anlık bir dürtüyle harekete geçişimle, efil efil elbiselerimle, uçuşan karışık saçlarımla, ama en çok da çevremde olup bitene duyduğum tutkuyla, aşkla, evet ben o döneme aitim. Biliyorum..
Bugün yine aynı şey oldu (hani burdaki şey yani), yine market alışverişi sonrası, köşede bulduğum, günü geçti diye atılacak bir buket laleyi kucakladım eve getirdim. Biraz can suyu alınca nasıl güzelleştiler.. Vazgeçilmişken, atılacakken, ölüme terk edilmişken, biri (ben) için özel oldular..
Vosvos, çiçekler, çiçek çocuklar ;)
Deli gibi sevdim işte onları; günün mutluluğu ilan ettim, baktıkça gülümsedim.
N’apiim. Ben böyleyim..
Post uzamasın diye sana “şişman teyzenin aşkı”nı bir sonraki postta anlatacağım, atlama e mi, çok tatlı bir hikâye…..
DÜZELTME VE ÖZÜR: Yanlış bloğa yazmış bu şaşkın.. Düzeltemedim artık, kaldı öyle. Affola.
7 Mayıs 2022 Cumartesi
Günün sürprizi
Günün bitmesine birkaç saat kala, bunalmış iki kadın bir kahve içmek için evden kaçar ve anayolda muhteşem bir sürprizle karşılaşırlar..!
Çok tatlı değil mi?!? Sen de o arabanın içinde yağmurdan kaçarken doluya sürüye yakalan istedim :)
6 Mayıs 2022 Cuma
Hıdır, İlyas, J, Çağatay abi ve diğerleri
Hıdrellezi unuttum. Daha doğrusu, sabah aklımdaydı ama gün içinde zaman bulamadım ve hatırladığımda yatağımda, uykuya dalmak üzereydim. Uyku ile uyanıklık arasındaki o kırılgan çizgide, hayâlimi ana hatlarıyla düşündüm ve umarım olur diyerek uykuya aktım.
Hayâlimi J. bilir, çünkü ikimiz dışında dünya barışı, insanların genel mutluluğu gibi şeyler dileyen kimse yok diyip gülerdik yıllar önce.. J., bir zamanlar çok şahane blogger'dı, eskiler hatırlar, şu doğuda bir kasabada, konteynerın birinde yaşayan, "sümük yiyen amerikalı" ve diğer acaip şantiye karakterleriyle birlikte, ömrü altın arayarak geçen kadın.. Artık yazmıyor, yolu başka, açık olsun dilerim.
Onu hatırlamak bana Çağatay Abi ve Her boku bilen adam'ı da hatırlatıyor.. Kitapsız kedi.. Vladimir.. Ne güzel zamanlardı blogda. Üç beş kişinin dünyalara sığdıramadığımız hayatları.. O yıllarda yazdığım bloğu ve kimliğimi sildim, biraz Kontrolsüz Çılgınlıklar'da bahsetmişimdir ama o zamanlar çoktan geçti gitti.. Yeni nesil blogger, yeni nesil sosyal evren, eskilere özlem. Galiba yaşlanıyorum.
O zaman yeni bir hıdrellezde yeniden; tanrım insanlara akıl fikir ve sevgi dolu kalpler ver, barış ver.. Bana da senin yolunda yürümemi nasib et, sağlık, afiyet, iyi şans ve neşe ver.. Gerisi, hallolur, hallederiz.. Amin.
5 Mayıs 2022 Perşembe
Eskisi gibi.
Çok uzun bir zamandan sonra ilk defa bir konsere gittim. Kapalı bir ortamda ve maskesiz, çılgınca dans ettim. Pişman değilim.
2020 Mart'ından beri kapalı ve insanlı bir ortamda ilk defa maskesizdim. İlk defa! Tam 2 sene 3 ay!
Çok özlemişim. Dans etmeyi ya da konser dinlemeyi değil de, hayat normalmiş gibi davranmayı, insanlara gülümseyebilmeyi, onların gülümsediğini gözlerinden varsaymak yerine, dudaklarında görebilmeyi..
Video görünmüyorsa, Lola Marsh'ın en sevdiğim - ve canlı dinleyebildiğim <3 - şarkısının videosu da burada.
4 Mayıs 2022 Çarşamba
Cinsiyet
Bir süredir cinsiyet hakkında düşünüyorum. Son dönemlerde cinsiyet; ya kadın ya erkek ya da bu ikisine girmeyen üçüncü bir cins ya da "diğer" olarak algılanıyor ya, bence bu çok anlamsız. İnsan aklının nesneleri ancak gruplara ayırıp sınıflandırarak anlayabildiği tezine karşılık, bence insan algısının evrimi artık bu kutuplaştırmalar, sınıflandırmalar, 0-1 sistemleri ya da ya öyledir ya böyle'lerin bir adım ötesine geçmeli.. Yeni kuşağa bakınca artık bu siyah/beyaz sınıflandırmaların geçersiz kaldığını, cinsel kimlik algılarımızın değişmeye başladığını görüyorum.
Birçok insan kendini kadın, erkek ya da "diğer" olarak tanımlamak yerine, bir ucu kadın bir ucu erkek olan bir çizgi üzerinde, daha ortalarda bir yerlerde - ve daha eşit - hissediyor. Yani bu sadece cinsel eğilim anlamında değil, cinsiyet odaklı kimlikte de böyle. Aşırı kadınsı giyinen, davranan kadınlardan, daha nötr davranışlar ve tarzı olan kadınlara, kadınlığın tanımı çok geniş. Keza erkeklik de öyle, kimi aşırı erkeksi, kimi daha nötr. Kategorilere ayırmaktansa boyutlara ayırmak, sosyal bilimlerin son on yıldır tercih ettiği bir sistem. Yani kadın / erkek / diğer yerine, kadınsı, erkeksi özellikler içeren "insan" olarak algılamak.
Biliyorum çağın biraz ötesinde bu yazdıklarım ama gençlerle bu konuyu ne zaman tartışsam, aynı sonuca varıyorum. Klasik kategorik tanımlar artık çok gerilerde kalmış ve geleceğin insanları birbirlerine "aynı olgunun farklı boyutları" olarak bakacaklar, bu kesin.. Günün birinde kadın erkek kelimelerinin tamamen ortadan kalktığı, birbirimizi "insan"ın boyutları olarak algıladığımızı düşünsene! Çok ilginç, cinsiyetin evrimi yani, çok çok ilginç....
Tilda ile bitireceğim çünkü hayranıyım bu yüz-yüzlü insanın!
3 Mayıs 2022 Salı
The lives of others
Şimdi söyleyeceğim şey gözünde beni bir tür sapık yapmaz umarım ama, en sevdiğim şeylerden biri, evlerin ışıklarının tek tük yanmaya başladığı o alacakaranlık saatlerinde, ara sokaklarda yürümek ve tanımadığım sıradan insanların mutfak camlarına bir iki saniye göz atmak.. Israrlı ve meraklı değil de, kaçamak ve ürkek bakışlar bunlar. Zararsız, rastlantısal. Ya da öyle olması için üzerinde incelikle çalışılmış..
Çünkü çok seviyorum sıradan insanların o andaki doğallığını yakalamayı. Mutfak tezgâhında düşünceli bir şekilde ekmek kesen o kadını. Saçlarını dağınık bir topuz yapmış, biraz yorgun bakışlı o yeni annenin gerisinde, mama sandalyesinde oturan bebeğin annenin elindeki biberona odaklanmış anlık heyecanını. Eski bir koltukta oturmuş, karşısında mavi ve kırmızı parlak renkleri ağır basan bir program açık olan tv’ye dalmış o yaşlı adamı. O iki sevgiliyi, kadının sol ayağı adamın dizinde, gözleri kapalı. Upuzun saçlarını ağır ağır tarayan o genç kızı. Koltuktan koltuğa atlayan o yaramaz ikizleri..
Hepsini, sadece 1-2 saniyelik varoluşlarıyla beynime kazımayı ve oldukları halleriyle çok güzel bulmayı.
Seviyorum.
2 Mayıs 2022 Pazartesi
Kuzgun
Ben çiçeklere bakayım demiştim, o da tepeden tepeden bana bakıyormuş. İnsanın aklına Edgar Allan Poe'dan The Raven (Kuzgun) gelmez mi şimdi?!
Sabah pek hüzünlüydüm, yalnızlık böyle günlerde daha fazla hissettiriyor kendini. Ama şimdi toparladım, hattâ aile büyüklerimin ortak bir dil-birliği içinde "deliye her gün bayram" deyişleri güldürdü bile beni... Yine de işte bazen uzakta olmak, bir kuzgun gibi yalnız ve uzaktan bakmak her bi' şeylere, özlemek.. Ne bileyim, bunlar da hayata dahil elbette. İyi bayramlar herkese..







