30 Haziran 2022 Perşembe

Çalıntı, alıntı, kullan'ıntı

Ikea'nın son reklam jingle'ı kulağa fena yapışıyor. Nedenini merak ettiysen:

Benjamin Boleyn "Party in my mind" ismini verdiği bu şarkıyı, aslında 4 senedir ara sıra alternatif radyolarda çalındığı için hatırlayabileceğin, Easy Life'ın "Nightmares" isimli şarkısından "alıntılamış" (gibi gibi geldi bana - nedense). 

Fakat o kadarla da kalmıyor. Easy Life da meğerse melodiyi Dionne Warwick'in "Loneliness remembers what happiness forget" isimli (1970) şarkısından "alıntılamış".

Bilemedim bu konularda sen ne düşünüyorsun? Ben başlarsam susamam şimdi; siyah ve kadın olmaktan başlarım, tüketici kültürden çıkarım, en iyisi seni melodiyle başbaşa bırakayım da kendi kendine düşün.. Uyarayım. Şarkı feci bağımlılık yapıyor ;)

29 Haziran 2022 Çarşamba

Oslo, 31 Ağustos

Hirondelle'e söz vermiştim bu yazıyı. Biraz gecikti.. Kusura bakacak biri değil. Ama yine de. Öyle işte..

Daha önceden yazmıştın demişti. Blogda aratmış, bulamamış, silmiş olduğuma kanaat getirmiş. Sonra ben de arattım, hem burada hem K.Ç.'da.. Evet silmişim. Niye böyle yapıyorum bilmiyorum, halbuki güzel yazıydı. İçindeki bir cümle irrite edebiliyor bazen..

Sözü verdim vermesine ama 31 Ağustos'u bekleyeyim yine izler, yine yazarım da dedim içimden. 

Sonra dün gece ne oldu bilmiyorum. İzledim yeniden Joachim Trier'in üçlemesinin ortanca kardeşini. Bence kardeşlerden en güzelini. Oslo, 31 Ağustos.

Güzel diyaloglar var. Derin. İnsanî. 

Biri bu: "İnsanları kontrol etmenin bence iki yolu var. İlki, onları korkutmak, ikincisi umutlarını ellerinden almak."

Biri de - hem, en bilineni - bu: "Evlenmek istiyorum, çocuklarımın olmasını. Dünyayı gezmeyi. Bir ev almayı. Romantik tatillere çıkmayı. Bir gün boyunca sadece dondurma yemeyi. Başka bir ülkede yaşamayı. İdeal kiloma ulaşıp onu korumayı. Şahane bir roman yazmayı. Eski arkadaşlarımla görüşmeyi. Bir ağaç dikmek istiyorum. Tek başıma lezzetli bir yemek yapabilmeyi. Kendimi başarılı hissetmeyi. Buz dalışı yapmayı ve yunuslarla yüzmeyi. Gerçek bir parti, bir doğum günü partisi vermeyi. 100 yaşıma girmeyi! Ölene dek evli kalmayı. Bir şişenin içinde ilginç bir mektup fırlatmayı denize ve aynı derecede ilginç bir cevap almayı istiyorum. Tüm korkularımdan ve fobilerimden kurtulmayı. Tüm gün sırtüstü yatıp bulutları izlemeyi. Orasından burasından sesler gelen eski bir evim olmasını. Maraton koşmayı. İçinde yazılanları hayatım boyunca hatırlayabileceğim derecede muhteşem bir kitap okumayı. Nasıl hissettiğimi gösteren şahane tablolar resmetmeyi. Boş bir duvarı kalbime dokunan kelime ve resimlerle doldurmayı. En sevdiğim dizinin tüm sezonlarına sahip olmayı. Önemli bir konuda konuşmayı ve herkesin beni dinlemesini sağlamayı. Paraşütle atlamayı, çıplak yüzmeyi, helikopter kullanmayı. Hergün gitmekten zevk alacağım bir işimin olmasını. Daha önce kimsenin yaşamadığı, romantik bir evlilik teklifi almayı. Yıldızların altında uyumayı. Besseggen dağına tırmanmayı. Bir filmde ya da Ulusal Tiyatro'da rol almayı. Piyangonun bana çıkmasını. Hergün yaşananlardan bir şeyler çıkarabilmeyi. Ve sevilmeyi..."

Daha çok var aklımda kalan cümleler ama, sen bana bakma, kendininkileri bul isterim.

Fakat. İnsanî yönü de şu aslında. Diğerlerinin empatisi için kıvranan bir yürek.. 

Kimse de duymuyor..

28 Haziran 2022 Salı

Kader kurabiyesi edebiyatı

Biri ne zaman "akış", "anda kalmak", "farkındalık", "önce kendini sevmek", "gönül gözü" vs vs vs gibi "kişisel kişisel gelişim" konularında bol keseden atıp tutmaya başlasa, ben de Molly gibi dümdüz: "Çinlilerin kader kurabiyelerinin içinden çıkan yazılar gibi konuşuyorsun" demek istiyorum. 


Çünkü tam da öyle!

27 Haziran 2022 Pazartesi

Ne kitapsız ne kedisiz

Foto: @miedzyscianami - borrowed ;) from @bookstagramgold 

“Okur kitabı arar ama, kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm. Açıklanabilir bir şey söylemiyorum belki.

..

Kimi zaman alındıktan yıllar sonra okunabiliyor bir kitap. Şimdi, aldıktan otuz, hatta kırk yıl sonra okuduğum kitaplardan söz edebiliyorum. İşin tuhafı, bu okumaların hemen hemen hiçbiri ‘geç kalmışlık’ duygusu vermedi bana. Tersine, ancak kırkına ellisine geldiğinde okunması gereken kitaplar hiç de az değilmiş diye düşündüğüm çok oldu. ‘Birçok kitabın, yazar kaç yaşında yazmışsa o yaşta okunması galiba pek yerinde olur.’ dedim sık sık.”

diyor, Bilge Karasu.

İyi de, ya ömür yetmezse?

Daha doğrusu, henüz yazılmamış ve okumaya da ömrümün yetmeyeceği, gelecekteki muhteşem kitapları düşündükçe.. 

Photo: @lulumoonowlbooks - borrowed from @mybookgram

26 Haziran 2022 Pazar

Hişt hişt sesi gelmedi mi fena

Geçen hafta başladığım For All Mankind’ı tüm Apple+ kullanıcılarına öneririm. Güzel dizi. Amerikalılar aya çıkmayı Ruslara kaptırsaydı dünya tarihi nasıl gelişirdi konulu bir alternatif gerçeklik dizisi fakat güzel, gerçekten güzel.


Henüz 1980’lere gelebildim ve kahramanlarımızdan biri teknik bir arıza nedeniyle ayda tek başına - yani Rusları saymazsak, Amerikan üssünde tek başına kaldı. Ara sıra çıkıp yürüyüşler yapıyor ve o sessizlik, yalnızlık hissini bize de çok iyi yansıtıyor.. 

Korkutucu hattâ dehşet verici bir şey aslında! Senden başka hiç kimsenin olmadığını bildiğin karanlık ve sessiz bir yerde olmak; sevmesen de görüşmesen de başka insanların da olduğunu, yalnız olmadığını bildiğin bir yerde olmaktan çok daha korkutucu.. 

Şimdi sen de herşeyi Sait Faik’e bağlıyorsun bu sıra demezsen :) dizinin tam bu noktasında aklıma geleni yazmak istiyorum: “Nereden gelirse gelsin, dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de, nereden gelirse gelsin!.. Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena.”

25 Haziran 2022 Cumartesi

An'lık

 


Hiçbir başarı, rastlantısal değildir.. Sabah 9, akşam 5.. 50 senedir, durmaksızın.. Yetenek? Elbette. Ama çalışmak.. %200. 

Bu bir tutku işte.

24 Haziran 2022 Cuma

Gökkuşağının ruhu, ruhun gökkuşağı


Birkaç gündür Mehmed Uzun’un Ruhun Gökkuşağı isimli anlatısını okuyorum. Öncesinde de kısacık denebilecek fakat içerik olarak birkaç hayata yayabileceğimiz türdeki hayat hikâyesini gözden geçirdim ve Kürtçe’nin - ve Kürt olmanın - yasaklandığı topraklar(ımız)da, dilini koruyabilmek için çırpınışını izledim. 2007’de mide kanserinden 54 yaşında ölene dek durmadan yazmak, hapishane, İsveç ve en sonunda da doğduğu topraklara, Diyarbakır’a dönüşü.. Ve onun kaleminden şu satırlar:

Doğduğumda benim için kararlaştırılan kaderin beni boğmaması için hep koşmam gerekiyor..

Bunları okuyunca, çok sevdiğim Woolf’un bir yerde gözüme takılıp bir daha asla kulağımdan çıkmayan şu satırları geldi yine: “tüm bunların kaybolmaya mahkûm bir gökkuşağı olduğunu anımsatan bir ses..”

Kısacık insan yaşamını ve bu yaşamın güzelliğini, hiç olmamışçasına yitireceğimizi bu denli güzel betimleyen bir cümle daha düşünemiyorum..

Ve sonra, bu sabah ofisin önüne bisikleti park ederken, şans eseri yakaladığım ve kolumu kıpırdattıkça belirip kaybolan bu güzel gökkuşağı.. Buraya aktardım ki yitip gitmesin, kaybolmasın……


23 Haziran 2022 Perşembe

J'ai toujours rêvé d'être un gangster

Ne yaptığı ahlâksızlık nedeniyle yakalanmış, ne de kendi dışında birini incitmişti. Fakat kendi kendini yargılamış ve müebbet hapse çarptırmıştı. Kendi cezasını verdikten sonra bile, bir türlü barışamamıştı kendiyle. İlk günahtı bu onun için. O ana dek yaşadığı temiz ve ahlâklı yaşamının ilk günahı. Belki de bu nedenle, bu kadar ağır gelmişti ona. 

Artık o da herkes kadar sıradandı.. 

İşte bunu kaldıramamıştı.

22 Haziran 2022 Çarşamba

Soru - 2

"Herhangi birimizi, ötekinin yaşamını muhafaza etme çabasına yönlendiren nedir?" diye soruyor çağımızın en çok ses ve tepki getiren filozoflarından biri olan Judith Butler, Şiddetsizliğin Gücü: Etik-politik bir düğüm isimli kitabında.

Bence bu sorunun cevabı şu. Bir insanla ya kendimize benzettiğimiz ya da kendimizin tam karşıtında görüp merak ettiğimiz için ilgileniyoruz. Yani hem kendimizi koruma, hem de, kendimizi ancak kendi dışımızdakini anladığımızda anlayabileceğimizi anlayarak (bilmem anlatabildim mi ;) korumak. Hem içten hem dıştan çift etkili bir koruma mekanizması. 

Akıllıca bence.

Ama herkes yeterince akıllı değil. Çoğu bindiği dalı kesiyor, ben’i sen’den ötekileştirdikçe biz olma şansını yokediyor. Çünkü hiçbir kavramın karşıtıyla bütün olmadan varolamayacağının farkında değil..

Antony Gromley "Quantum Void"

Antony Gormley "Feeling Material"

21 Haziran 2022 Salı

Siyah oyunu terk eder - 9

I don't know what I feel for him. Or what he feels for me. It's not an affair or anything like that. We just meet up and talk. Go for a coffee or to the cinema. Mainly we talk. 

I don't even know why I called him the first time. Or why I keep doing it. I think I won't, but then I do it anyway.

Do you call him?

Yes.

Do you talk about Tove's death?

Yes. 

When I'm with him, it feels like she wasn't gone. As if she was still around, as if I was myself again and whole again. It's hard to explain.

Stockholm Östra, 2011.

Eşlikçisi. Commuter Town.