31 Ocak 2023 Salı

Sade ve mükemmel

Yoğurt dünyadaki en güzel yemek olabilir mi?

Zaten hayatta en güzeller hep en sadeler değil midir?

30 Ocak 2023 Pazartesi

Keşf.

Tumblr hızla parlayıp çabuk söndü ve ben o parlamayı hiç görmedim, ilgilenmedim. Fakat birkaç saat önce, kaç senedir yaşamadığım bir duyguyu Tumblr yaşattı bana: yeni bir blog keşfi duygusu.

Sıkıntılı bir belirsizliğe adanmış bugünlerde, gömü gibi bir şey oldu.. Bir süre kazıyıp duracağım, belli. İşte tam burada.

Bir de yazar keşfim oldu; utanarak ve çok geç kaldığımı fark ederek. O da burada. Son bir haftada 3. kitabına başladım. 

Verdiği his şu:

2022 başı olsa gerek.. 
uzun zamandır yapmadım. bugün yapayım..

obaaaa, anlık bir keşif ve ekleme daha: Geri Dönüyoruz Podcast ;)

29 Ocak 2023 Pazar

Hissedebilmeye şükür

Ama bir de şu var :) 

uzattım biliyorum, söz bu son yazı.

Tüm bunlar ne kadar gerçek, ne kadar performans sanatı? Bir ilişkinin yıllar içinde geçirdiği değişimi sanatsal ya da insanî yönden ele alırken, bakış açımız ister istemez farklılaşıyor ve bu ilişkinin aslında yıllara uzanmış bir sanat eseri olduğunu unutuyoruz.. 

Başka türlü de duygulanabilmemiz mümkün değil zaten.


Yıpranma payı..

Fakat gerçekler; bu ilişkinin performans sanatı yanının daha ağır bastığını işaret eder nitelikte. Her ne kadar ben inanmak istemesem de :) 

Çünkü aşka inanma yanılgısı..

Oysa şurada 2010’da MoMA’daki kavuşmadan sonra ne olduğunu okursan, çatır çutur kırılıyorsun.. 2015’te Ulay, Marina’yı sanatsal çalışmadaki hakkını tam alamamaktan ötürü mahkemeye veriyor ve yüklü bir para kazanıyor. 

Marina 2017’te Ulay’la yine bir performans sanatı gösterisiyle biraraya gelerek (bknz. Dünkü video) affeden kadını gösteriyor bize, “sen benim hayatımdın” diyor, Ulay’ın gidişini kabul etmiyor ve onun ağzından onun bakışını da görmemizi sağlıyor vs. Ama şu da var, gerçek hayatta yaşananlar bu kadar sanatsal değil işte.. Sonuçta Ulay’ı çatır çatır kullandığı da bir gerçek Marina’nın. Daha sanatsal bir kelime seç dersen: beslenmiş

Bir performans belki de ilişkiler.. Aynen onların taaa Relation in time (1977)’de fark ettikleri gibi; zamanla yıpranan ve ancak izleyiciyle biraz daha uzatılabilen ama önünde sonunda biten bir performans..

Peki ne öğrendik?

Sanırım sadece insan olmanın güzelliğini. İlişki nereye evrilirse evrilsin, sevgi, öfke, affediş, bağlanma, bırakma, özleme, yönetme, kullanma, kullandırma, birbirinden beslenme gibi aslında bir bütünün sadece parçaları olan ve iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış diye tanımlanması aslında mümkün olamayan insanî duyguları hissedebilmenin ne kadar muhteşem, “divine”, sunulmuş bir şans ve şükredilmesi gereken bir vasıf olduğunu öğrendik. 

Gibime geldi.. 
Sence?

28 Ocak 2023 Cumartesi

Siyah oyunu terk eder - 11

Dün aslında hissizliğe övgü diye başladığım yazı, beklenmedik, tuhaf bir yere gitti. Su gibi yön değiştirdi ve bunu fark ettiğimde engellemedim. Yazıyı bitirirken, ağlıyordum.. Bugün sabahtan beri Marina ile Ulay'ın ilişkisi ve sanatı hakkında bulabildiğim her şeyi okudum, izledim.

Dün çok ayrıntılı yazmak istemedim, sen oku, sen düşün istedim benden ayrı bir şekilde. Marina ve Ulay'ın aşktan sanata ilişkileri, Çin seddi'ni iki karşı yönden yürüyüp ortada buluşacak ve törenlerle evlenecekken, araya giren bürokratik engeller, yıllarca beklemek, bu arada birbirlerinden uzaklaşmaları sonucunda, yine de Çin seddinin 2000km'sini yürüyüp, sonucunda da ayrılmalarını izledim, okudum. Daha sonra yirmi sene boyunca birbirlerini görmeyişlerini..

Ve MOMA'daki "Artist in present"  projesinde aslında Marina karşısına oturup kalkan tüm o insanlara tepki vermeden "orada bulunmak"ı sergilerken, içten içe Ulay'ı beklediğini hissettim. Ve Ulay'ın ona haber vermeden gelişini, karşısına oturuşunu, Marina'nın gözlerini açışını, hiçbir surette tepki vermeyecekken Ulay'a gülümseyişini, ellerini uzatışını, Marina ağlarken orada olan herkesin ve ekranın öbür yanında benim de ağlayışımı.. Çünkü diyor ya: insani şeyler bunlar....

Bugünü buna ayırmak istedim. Ayrılıklar, ömür boyu bitmeyen özlemler, içe atılan umutlar, kavuşmalar.

İlk video - MOMA'daki o an. Aşkın sanatı, ayrılığın ve kavuşmanın sanatı ve insanlarda yarattığı tepki:

İkinci video: "Sen benim hayatımdın....." (please dont go away...)

"if we can do it, others can do, too"..... aaaaah ah.

27 Ocak 2023 Cuma

Hissizliğe övgü

"Ben ki hislerimi anlatmayı bırak, hissetmekten utanırım.." diyor Halide Edip Adıvar, Handan'ın ağzından.

Bazen böyle oluyor. Oysa ben dümdüz herkes herkese ne hissettiğini söylesin derim sıklıkla. Seven sevdiğine sevdiğini, sevmeyen de sevmediğini.. Yani saklamanın ne manâsı, kime ne getirisi var şuncağız kısacık hayatta. Ama heralde bazı insanlardaki "sevgi bir alışveriştir, karşılıklı olmalıdır" inancı tutuyor onları.. Oysa karşılıksızı daha iyidir bu meretin, bilir misin.. İnsana kendini anlama, tanıma, değiştirme ve geliştirme fırsatı verir.

Acı çekmeden gelişmek mümkün müdür, hem?

Fakat gel de bunu bir de birini severken ve onun da seni senin onu sevdiğin şekilde sevmesini isterken ve içten içe bunun mümkün olmadığını bilirken söyle. Hah. Sıkıyorsa söyle uleyn :)

Bir "özledim" yazmak bile bu kadar zorken, tutsun o da sana sevdiğini söylesin. 

Vallahi insan ilişkileri çok karışık azizim. En iyisi hissettiklerini ne anlat, ne de hisset. En temizi hissizlik.

Marina Abramovic ve Ulay
NY MOMA'da yeniden bir araya geldiklerinde..

Çok acıtıyor be, için:

Link 1:  https://www.theguardian.com/travel/2020/apr/25/marina-abramovic-ulay-walk-the-great-wall-of-china

Link 2: https://vimeo.com/224530065

26 Ocak 2023 Perşembe

Ufak, ağır bir not

Komşum C. bana ufak bir not yazmış, posta kutuma bırakmış. Ufak bir not ama ağır. 

Birkaç gün önceki mektubuma cevaben tek bir cümle:

"İçindeki tanrısallığa selam veriyorum" demiş.

İçimdeki tanrısallık :) 

Sabah sabah....

Şairlerle arkadaşlık ilginç bir deneyim.

 Biraz da korkutucu.

25 Ocak 2023 Çarşamba

moda

Bu sene de kera till'in takvimini kaçırmadım, minimalist çizgilerini çok seviyorum. Onun takvimlerindeki kadınları o ay boyunca etrafımda aramayı (ve tabii ki bulmayı da) seviyorum.

Hakikaten bu Ocak ayında da her yerde bu kadını gördüm durdum:

Sen de gördün değil mi?!

Bu mont. Bu botlar. Bu bere. Elinde tuttuğu kahvenin kokusunu içine çekmekle yetinmeyip fotoğrafını da çeken o kadın.. Her yerde. Her yerdeler. Aynı kadından binlerce..

Moda olan şeylerin tüm halka yayıldığı o anı, başını nereye çevirsen birbirinin aynısı olan insanları görmeyi sevmiyorum.. Ama moda tam da böyle bir şey galiba.. İnsanları dar bir kapta eritip, bulanık bir sıvıya çeviren ortaklık. Oysa amaç farklı olmak değil miydi?

Peki ya hisler? İç dünyanın renkleri? Onların da modası var mı acaba?

24 Ocak 2023 Salı

Birinin hayâli, bir başkasının gerçeği

Aylar önce karşıma çıkan ve o gün bugündür rüyalarıma giren ufacık bir yaşam alanı ve taş bir dam var. Büyüdüğüm kasabaya, dedemin planını çizdiği ve yaptırdığı o taş eve - o evin bundan 30 sene önceki haline demeliyim - çok benziyor. 

Fotoğrafları nerede karşıma çıksa, dakikalarca bakıyorum, dalıp gidiyorum..

Bana en zor gelen anlarda, o evden denize bakmayı, yazmayı hayâl ediyorum..




Bu evde biri - kadın ya da erkek, bilmiyorum - bu son birkaç hafta boyunca, yazıyor. Sandığım gibi bir roman yazmıyor. Bir derginin ilk sayısını yazıyor. İslâmı yazıyor, inancı, ışığı yazıyor: 

"The ethereal abode floating above the Tyrrhenian Sea where I’ve written most of the first issue of @tinwazaytun and where I’ll be hosting our first retreats this year. The opulent views make it easy to feel an overwhelming sense of connection with The Divine. Everything here points to God. Everything here has a divine fragrance. As the Quran says: “We will show them Our signs in the horizons and within themselves until it becomes clear to them that this is the truth.”

Mystics throughout time have said that they believe in God like they believe in light, not because they can see light, but because through it they see everything else. And oh what a sight! 🤎" - rymuppet (link)

Kıskanmak aklımın ucundan geçmedi. Hattâ belki imrenmek bile.. Sadece içimden "ne kadar güzel.." kelimeleri geçti ve bu fotoğraflara bakıp hayâller kurmak bana yetti. Çünkü işte bu kadar basit benim istediğim. Böyle sonsuzluğa açılan taş bir dam.. İmkânsız falan değil.. 

Kim bilir bir gün olur belki, belki sen de gelirsin, "haydi çayı koy, yarım saate geliyorum" dersin.. Çayı koyarım, iki sandalye koyarım tahta masama, bahçeden mevsimine göre incir, iğde, üzüm, mandalina, nergis.. 

Mutluluk bu olur. 

ekleme. demin kısaca mesajlaştık fotoğrafların sahibi yazan kadın'la. bir retreat (huzur kampı) yapacakmış bu mekânda, sadece biz kadınlar için. sen de kadınsan diyorum.. ilgilenirsen yani.. yazsana bana. ben sanki gitmeyi istiyor gibiyim astronomik bir rakam çıkartmazsa..

23 Ocak 2023 Pazartesi

Herkesin bir müzesi olmalı hayatta..

Taze taze, buharı üstünde ;)

Heinz Stücke'nin belgeselindeki kişisel müze fikrinden sonra aklıma takıldı. Bugünlerde Masumiyet Müzesi'ni açıp karıştırıyor, birkaç satır okuyorum.

Bana öyle geliyor ki, herkesin bir müzesi olmalı bu hayatta. Ondan bir şeyler olmalı; kokusu, cebindeki otopark fişi, ceketinin kopup yere düşen düğmesi, ufak bir yazı defteri belki, bir deniz kabuğu.. Bir şeyler kalmalı geriye, çok sıradan ama onun olan bir şeyler; bir müze içinde korunmalı ve sen onu her özlediğinde o müzeyi ziyaret edebilmelisin. 

Sanal bir müze olmalı hiç değilse, bunların her birinin, düşünsene, bir süper bilgisayara yüklendiğini.. Açıyorsun misal "sevgili" diyorsun, hop geliyor önüne, deniz kokusu, ıslak saçlarından onun omzuna damlayan o üç beş damla, elini ilk tuttuğu an çalan vapur düdüğünün sesi, birlikte hayal kurarken yediğiniz portakalın kabukları.. Şahane olmaz mıydı?

Biraz psikopatça geldiyse, hiç aşık olmamışsındır.

Bak gülme. Benim böyle birkaç fikrimi yapıp köşe oldu bazı sivri zekâlılar. Yazdığımla kaldım. Bu da olacak bence bir gün..... Yeterince insan aşık olduğunda, böyle bir "ihtiyaç" çıkacak ve kapitalizm bunu da sermayeye dönüştürme fırsatını kaçırmayacak. Yazmadı deme.

22 Ocak 2023 Pazar

Böyledir bu işler

Bir sözlük oluşturur ve ona bakarak konuşursun.

"Sana çok aşığım Çağla". Eveeet, şimdi bakalım bunu nasıl söyleyeceğim? "Benim için çok değerlisin Çağla" desem?

Çağla çok sigara içtiğini söylemiş ve paketi hemen elinden almıştı. 

Bunun ne anlama geldiğini anlamak için de sözlüğe bakmak gerekir...

Herkes herkesle dostmuş gibi - Barış Bıçakçı.

iyi ki doğdun F.