10 Ekim 2022 Pazartesi

sokak köpeği yavrusu, vb.

Ortak sevgi duyduğumuz birinin dünden beri yaşadığı çeşitli seri-şanssızlıklar sonucunda şu an içinde bulunduğu ruh halini tanımlarken "bir sokak köpeği yavrusu kadar acıklı durumda.." dedim, bu sabah, Oz'a. 

"55 tane benzetme yap deseler bu benzetmeyi bulamazdım" yazıp gülmüş zibidi.

E boşuna blog yazmıyoruz heralde..

bademcik ameliyatı sonrası açlıktan şairliği alevlenen 9 yaşındaki ben..

9 Ekim 2022 Pazar

Dönüşüm

Bir bar taburesi üstünde,

babamın öldüğü yaştayım.

Bu kısmı beni hep çok etkiliyor bu şarkının, ki Teoman'ı da şarkılarını da sevmem hiç.. Teoman da öyle diyor, ben diyor yanlış işler yaptım. Edebiyattı, yazmaktı benim asıl ilgim. Ben müzikten hiç anlamazdım diyor. Aslında ben paramparçayım demeye çalışıyor, ordan burdan sürekli değişen ve bir türlü doyuma ulaşamayan ilgilerimle kendimi oyalıyorum, dağınığım ben diyor. 

Bunu tabii açık açık demiyor da, Nilay Örnek'le yaptığı podcast söyleşisinin satır aralarında ve bu ayki Ot Dergisi röportajında diyor. 

Tuhaf şekilde, Teoman'la ilgili hep aynı şeyi düşünmüşümdür, bunu kendisinin de dile getirmeye başlaması, aslında üzerinde çalıştığına işaret.. Bakalım önümüzdeki yıllarda nasıl bir Teoman'a dönüşecek, yoksa benim hep benzettiğim ve hep korktuğum gibi, Anthony Bourdain gibi mi olacak onun da sonu..?

Göreceğiz.

EKLEME: hay asıl demek istediğimi demeden yolladım yazıyı. Teoman aslında enfes bir "varoluşçu psikoterapi" danışanı olmaya aday, keşke böyle bir talebi olsa iyi bir terapistten.. Şıp diye çözülecek tüm dertleri ama... İşte. Daha o noktaya varmasına zaman ve yol var sanırım.

8 Ekim 2022 Cumartesi

Issız adamS ve Jane

Deniz Özturhan güldürdü beni. Aşağı yukarı şöyle bir şeydi:

Bazı adamlar pek sever ya yalnızlıklarını yüceltmeyi, kıymetlendirmeyi, kendilerine karizmatik havalar katmayı.. Şöyle yalnızım, böyle kendimle başbaşayım, şöyle köklerim yok, böyle bağımsızım, aman da nasıl özgürüm.. Yazar dururlar.

Şimdi bu adamların bir de evde karıları, olmadı anneleri, o da yoksa onlara hizmet eden bir kadınlar orduları olur genelde. Bu kadınlar genelde evin tüm işini yapar, cumartesi alışverişe koşturur, çocukları yapar büyütür doyurur giydirir, adamın giysilerine kadar başucuna hazırlar, önüne rakı sofrasını koyar falan filan. Adam ama yalnızdır. Adam çünkü çok meşguldür kıymetli yalnızlığıyla. Öyle meşguldür ki kendi çevresindeki kalabalıkları göremez.. 

Sartre mesela bu adamlardan biri: "Tanrı insanın yalnızlığıdır" gibi büyük laflar edebilecek derecede yalnızdır yazar Sartre.. Fakat gerçek hayatta kendisi sevgiliden sevgiliye.. Sevgililer tarafından yalnızlığı giderilen Sartre da otursun yalnızlığını yazsın dursun.. Oh.

Bir de Jane'ler vardır bu yalnız adamların karşısında. Jane Austin misal. O da der ki: "Kadınların neden evlendiğini anladım. Yalnız kalıp kafayı dinleyebilmek için..."

Velhasıl-ı kelam sevgili arkadaşım, insanoğlunun yalnızım diyeninden korkun. Aynen "acaba deliriyor muyum?" diye düşünen insanın deli olmasının mümkün olmaması gibi (çünkü delilik zaten deliliği farketme yetisinin yitirilmesidir), yalnızlık da öyle, yalnızım diyen insan, yalnız falan değildir, burnunun ucunu göremeyen insandır. Net.

:)) Güldüm ve hak verdim doğrusu. Ben de ara sıra yalnızım yalnızım gurbet ellerde edebiyatı yaptım çok, özellikle kış aylarında.. Ama doğru, hangimiz gerçekten yalnız olabilme lüksüne sahibiz ki? En iyisi bakış açımızı değiştirip "kafayı dinleme" kısmına odaklanalım derim. Bilmem sen ne dersin?

Alakasız dipnot. Kim lan bu hayatımın erkeği?'ni ne özledik ama..!

7 Ekim 2022 Cuma

Nazar

Canım bugün bir şey yazmak istemedi.


Bezginim hayattan.
Halbuki, öyle de güzel ki kerata..

6 Ekim 2022 Perşembe

Dünya küçücük

Ne okuyabildim, ne dinleyebildim, ne izleyebildim bugün. Yeni proje çok yoğun. 

Ama çok güzel bir ayrıntı yakaladım.

Yeni projede dünya çapında bir ekiple çalışıyoruz. 12 kişiyiz ve aramıza Çin, Japonya, Myanmar, Rusya ve Ukrayna'dan (evet bu ikisi bir arada! çünkü isteyince olabiliyor işte!) arkadaşlar var.. Bu ekip farklı zamanı ve farklı mekanı tek bir bilgisayar ekranına sıkıştırmayı başardı..

Konuşurken dikkatimi çekiyor ve soruveriyorum: evinde papağan mı var Mai? Mai pırıl pırıl bir sıra inci gibi dişlerinin tamamını göstererek gülüyor: "hayır hayır dışarıdan geliyor..." 

Çünkü o Myanmar'da ve orada henüz muson mevsimi başlamamış, kuşlar ve tüm börtü böcek çılgınlar gibi ötüyor, güneş pırıl pırıl parlıyor, akşam yavaş yavaş iniyor.. Oysa bizde artık soMbahar kendini hissettirmeye başladı, son kuşlar göçüyor ve henüz daha sabahın öğlene koşturan saatleri.. Dünya diyorum, hem ne kadar büyük, hem de küçücük!!

Dünya diyorum, sadece Türkiye'den ve olaylarından ibaret değil, 
eğme başını!

bugün kendime aldığım güllerse Kenya'dan gelmiş!

5 Ekim 2022 Çarşamba

100 numaradan sonbahara dair sorular

100 numara - Ayak yolu - Abdesthane - WC - Tuvalet - Banyo -  Lavabo - Hela - Memişhane - Gusülhane -  Kenef.. neden tek odaya bu kadar çok isim verdik?

Akıl neden ya kaçarken, ya ..?

Felsefe açık havada, halk tuvaletlerinde mi tartışılırmış gerçekten?

Bedenimizdeki en rahatlatıcı his tuvalete çıkabilmek midir?

Çocuğumuz olduktan sonraki 2-3 sene boyunca, tuvalete asla tek başımıza giremeyeceğimizi büyüklerimiz bize neden anlatmaz? 

Tuvalet pandemide tek sığınağımız mıydı?

Banyo dolabının ulaşılamayan en üst gözünde çikolata zulasını gizleyen tek insan ben miyim?

Tuvalette geçen zamanlar, boşa geçen zamanlar mıdır?

Bu ve bunun gibi daha nice sorularımızı cevaplayan bir fotoğraf, tam tuvalette oturduğum yerden:


.. hayır bu yazıyı tuvaletten yazmadım ;))

4 Ekim 2022 Salı

Ördek yarışı

Münih’in hatırı sayılır sosyal yardım kuruluşlarından birinin her sene bağış toplamak için yaptığı eğlenceli bir ördek yarışı var. Dereye 2000 adet numaralanmış sarı plastik ördek bırakılıyor ve 3 saat sonra finish çizgisine ilk varan 20 ördeğe çeşitli ödüller veriliyor. Ördeğin tanesi 5 euro, çeşitli projelerde kullanılmak üzere güzel bağış toplanıyor.. Sonra tabii biz gönüllüler bir de dere boyu yürüyüp çalı çırpıya sıkışıp kalan tembel ördekleri topluyor, dereyi bulmak istediğimiz gibi temiz bırakıyoruz.

Bu sene nedense emindim, ördeklerimden birinden bir depar bekliyordum, içime doğmuştu, mutlaka bir ödül kazanacaktım. Sabah 11’den akşam 15’e çevremdeki diğer bahisçi dostlarımla laklak yapıp baya bir ördek takip ettim anlayacağın.. 

Ama sonuç (yine) menfi. 

Ördeğimi aldım eve getirdim, küvete koydum, karşılıklı bakıştık ve dedim ki:

Kumarda kaybettim.

Bu durumda..

Aşkta mı kazanacağım acaba?

Ördeğin cevabını hâlâ bekliyorum.

3 Ekim 2022 Pazartesi

Kadın olmak - 2

Bu sabah, henüz gün başlamadan, çok güzel bir metni, çok güzel bir kadının, çok güzel sesinden dinledim. Linki burada.

Sabahın erken saatleriydi, yeşil bir şeylere bakarak vitaminli suyumu içiyordum. Kulaklıklarımdan gelen yumuşak sese teslim olmuş, hiç bir şey yapmadan ve düşünmeden, onu dinliyordum. Önce gözlerim doldu, sonra aktı pıtır pıtır. Fakat bir şükran dolması (mercimek dolması der gibi - ille işi mizaha vuruyorsun C.) çünkü o metindeki "kadın nedir?" maddelerinin tamamına, evet tamamına sahip olduğumu fark ettim. Ben ki kendimi pek kadın gibi hissetmem aslında, daha ortalarda bir yerdeymişim gibi gelir. Fakat bu sefer, hiç eksiksiz, tam bir kadınmışım gibi hissettirdi bu metin bana.. Dünyayı kucaklayacak kadar büyük bir sevgi, şefkât duyabilmek.. Yumuşacık ama gerektiğinde çok güçlü olabilmek.. Acıyı kuşkuyu aşkı yalnızlığı onuru ama aynı zamanda sevinci ifade edebilmek.. Korkan birini gördüğünde tut elimi diye elini uzatmak.. 

Bir tür; kimliğimle, cinsimle kucaklaşma hali, bir şükür vesilesi, bir gurur anı oldu bu metni bu güzel sesten dinlemek. Ve büyük motivasyon oldu. Evet, hatam da var, kendi değerimi asla unutmamalıyım!

geleceğin güçlü kadınlarından biri olması için.. ona da unutturmamalıyım.

Diyorum ki, kadınsan, sen de dinlesene bi'.. Sana da iyi gelecek gibime geliyor, ne bileyim, mevsim geçişleri zorluyor ya bizi.......

2 Ekim 2022 Pazar

L.‘in Günü

Bugün de onun günüydü.. 

Onun kulağına doğduğu günden beri “You are my son. You are my sunshine!” diye fısıldıyorum.. Son-shine :) Kitch ama her sefer güldürüyor.

Pastası da hiç pastaneden alınmadı garibanın ya da şanslının, ama o da 6 yıldır her sefer - en nailed it! seferinde bile - güldürüyor. Çünkü 1 kilo çilek ve bin kilo anne sevgisi.. Keşke ve inşallah o da ilerde, sadece bunun için sever beni! 

1 Ekim 2022 Cumartesi

Kadın olmak diyorum, huuu, kime diyorum?

Türkiye'de tacize uğramamış kadın yoktur, dedi dinlediğim podcastin sivri dilli kadın komedyen konuğu. Türkiye'de tacize uğramamış çocuk ve erkek de olmayabilir diye düşündüm ben de.. Çünkü tacize uğramak bir nevi normalleştirildi yıllardır. Otobüste azıcık ellendiysen ne olmuş, öldürülmedin ya sonuçta.. Büyütme sen de canım. Herkes ellenir, herkes eller, eller eller.. Gözler gözler gözler.. falan. Hem ders olsun bu sana, bir dahakine sen de erkek arkadaşlarının önüne ya da arasına geçersin, korur onlar otobüs sapıklarına karşı seni yavrucuğum. Erkek arkadaşların olayı nedir zaten, kendi kız arkadaşlarını korumak. Haydi sil gözünün yaşını, bir çay koy da içelim..


Bu durumun normal olmadığını ben iki sene önce fark ettim diyeyim de gül. Almanya'da büyürken ya da büyüdükten sonra, kimse tacize uğramıyormuş sevgili dostlar! Bir "kız kıza çıktık" gecesinde 40 yaşımda öğrendim ben bunu.. Ayol otobüste ellenmiyormuş kimse diyorum! Daha büyüklerini zaten ağzıma alamadım da... Otobüs metaforuna çakılı kaldık işte. Ben şok, bunu bana fark ettirenler de şok geçirmeme ayrı şok, geçirdik.. 

Böyle şeyleri yaşamadan büyüyen kız çocukları varmış bir yerlerde.. Bunu normalleştirmek zorunda kalmadan kadınlığa adım atanlar varmış. Cinslerinden ve cinselliklerinden utanmayan, sürekli başına - üstelik genelde de en yakınındaki - erkeklerden bir felaket geleceği endişesiyle yaşamayan, kendilerini sakınıp kollamadan, sürekli bir yerden bir yamuk gelecek diye beklemeden rahatça hayatlarını sürdüren kadınlar varmış.. Ki bu satırları yazan kadın da en fazla işte otobüste bir defa ellendi (dersini aldı, erkek arkadaşlarının ortasına geçti bir dahaki sefere) daha büyük bir felaket yaşamadığı halde yani şok içinde.. Gerisini sen düşün..

Böyle Türkiye'de tacize uğramamış kadın yoktur demekle konuyu normalleştirmek dışında bir sonuç elde edilmiyor diyorum. Aksine, Türkiye'de taciz ciddi bir sorundur ve bunun aşılması için politikacılar, eğitimciler, medya, hepsi birlikte çalışmalıdır diyorum. Bıt bıt ötmek yerine diyorum, proje diyorum? Kızım sadece sana demiyorum, oğlum sana da diyorum, damat sen de anla.