18 Aralık 2022 Pazar

On dört: anlamak

Sibirya Berberi'nin son yazısındaki 9 başlıklı paragrafın ikinci yarısı "benim bir hikâyeyi düzeltmem gerek.." diye başlayan "Benim aslında seni sevip, bütün ömrümü düzeltmem gerek uğultularından..." diye devam eden andan itibaren çok fena üstümden geçti. Çünkü öncesinde de Orhan Pamuk'u dinliyordum sabah ve o da diyordu ki: "yazılan metnin anlamı yazar için de okur için de apayrı şeyler değil, birebir aynı duyguyu ifade ettiği ölçüde güçlüdür". 

Dinliyor ama katılmıyordum hattâ tam tersini savunuyordum içimden: "olur mu canım, aksine, okunan zamana göre bile ayrı ayrı anlamlar ifade edebilmelidir iyi metin" diye diretiyordum. Daha bir önceki gece bitirdiğim "İlk Adam"ın 16 sene arayla bana yaşattığı duyguları düşünerek ve orta 2 edebiyat öğretmenimin elimde gördüğü "Kara Kitap"a bakıp, şefkatle bana gülümseyerek: "bunu bir de 40 yaşlarında oku olur mu kızım".. deyişini de hatırlayarak.. 

Ve o güzel adamın lise 2'den bir kız öğrenciye aşık oluşunu, iki tenefüs arasında sınıfta elini tutuşunu. Kızın o tatlı gülüşünü, hepimizin bunu bilişini, onları o 5dk'lık arada yalnız bırakışımızı.. Sonra bir şekilde olayın "büyükler" tarafından fark edilişini. 

Kız "büyük büyük adamlar"ın oluşturduğu kurullar önünde yaşından ve cinsiyetinden beklenmeyecek ölçüde bir yiğitlik ve gururla, başını asla eğmeden yeminler etse de "bir şey olmadı" diye ondan başka herkesi ilgilendiren bekaretine, öğretmenin okuldan (ve muhtemelen okullardan) uzaklaştırılmasını, bir gün pazarda limon satarken görmemi onu, o beni görür de incinir düşüncesiyle yolumu değiştirmemi.. Onun yaptıklarından değil, sistemin ona yaptıklarından ötürü utanç duymamı.... 

Hayat bazen çok tuhaf. İyi ve doğru, bazen çok karmaşık.

ve Orhan Pamuk da haklıymış..


Fotoğraflar: Bu sabahtan. İkinciyi büyütürsen bana doğru hızla gelmekte olan Athos Porthos Aramis ve d'Artagnan'ı görebilirsin..